menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

12 Eylül olmasaydı ne olurdu?

27 0
14.09.2026

Yirmi beş senelik bir istibdat ve milletin manevî değerlerini yerle bir etmek isteyen Kemalizm devrini, rahmetli Menderes ve DP iktidarı bitirmeye başlamıştı. Fakat Kemalist güçler, bundan çok rahatsız olmuş, inkılâpların devamı ve tamamlayıcısı olarak 27 Mayıs 1960’dan başlayarak, günümüze kadar, bir dizi ihtilâl veya ihtilâl bozuntuları gerçekleştirdi. Ve bu hareketlerin (15 Temmuz girişimi farklı bir mevzudur) en büyük hedefi milletin değerleriydi. 12 Mart 1971 hareketinden önce, Türkiye, belki de Cumhuriyet tarihinin en iyi refah seviyesini yaşıyordu. 1965 seçimlerinde milletin iktidarı olan Adalet Partisi işbaşına gelmişti. İhtilalcilerin tahrip ettiği memleketin vaziyeti, 1965-71 arasındaki o altın dönemde, enflasyon % 5’e düşürülmüş, kalkınma hızını  % 7’ye yükseltilmiş, Japonya’dan sonra Türkiye, bu kalkınma oranıyla dünya 2’ncisi olmuştu. Ama bu ihtilalcilerin umurunda değildi. Onlar, milletin iyiliğini hiç bir zaman istemiyordu.

Gençliğimizin ilk günleri olan 1968’te anarşiyi körükleyerek, o millet iktidarını da düşürdüler. Ve o hâinler, en çok zararı da Nur talebeleri ve Demokratlara verdiler. 

Sonrasındaki 12 Eylül alçak ihtilâli de daha şeytanî plânlarla yine Demokratları iktidardan indirdiği gibi, Nurcular arasında da iftirak çıkardılar.

1980 ihtilâlinden iki sene kadar evvel Demirel, değişecek olan Genelkurmay Başkanlığına ihtilâlci kafada olmadığını bildiği 3. Ordu kumandanı Ali Fethi Esener’i getirecekti. Fakat Cumhurbaşkanı Korutürk’ün de 1. Ordu Komutanı Adnan Ersöz’ü getirmek istemesiyle iş inatlaşmaya gitti. İkisi de emekliye ayrılınca askerî teamül de olmayan Ege Ordu Komutanı Kenan Evren aradan sıyrıldı. 

Esat Kıratlıoğlu, Yeni Asya’ya verdiği bir röportajda şöyle diyordu:

“İhtilâller yapılmasaydı, Demirel’in başbakanlığı zamanında Türkiye’de........

© Yeni Asya