İçimiz yanmasın
Son bir ayda okullarda yaşanan olaylar, iki ilimizdeki saldırının alarmı niteliğindeydi. Okullarımızda peş peşe yaşanan silâhlı saldırı haberleriyle ürktük, korktuk, endişelendik.
Ateş düştüğü yeri yakarken, bütün Türkiye’nin yüreği yandı. Söyleyecek söz kalmadı.
Mart ayında İstanbul’da, 11. sınıf öğrencisi, 17 yaşındaki bir caninin “Okullarda can güvenliğimiz yok” diye haykıran Fatma Nur Çelik öğretmeni bıçaklayıp öldürmesi, bir başka öğretmen ve öğrenciyi yaralamasından sonra okullarda tedbir alınsaydı belki de Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki vahşet olmayacaktı.
Bu saldırıların birçok yönü var. Eğitim, güvenlik, manevî eğitimin eksikliği, bozulan aile yapısı, ekonomik, sosyal bir çok mesele sayılabilir.
Akran zorbalığı ile başlayan, uyuşturucu ve kumar salgını ile devam eden büyük bir problemler yumağı ile karşı karşıyayız.
Son aylarda bu konularda ikazlar ve tespitler yapılıyordu, ama ya görmezden gelindi ya tedbir alınmakta geç kalındı. Neticede Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde uzaklaştırıldığı okula gelip rastgele ateş açan 19 yaşındaki cani internetten dahi alınabilen av tüfeğiyle okulu basıp 17 kişiyi yaralamıştı.
Anne babalar olarak daha bunun şokunu atlatamadan, bir gün sonra Kahramanmaraş’tan daha acı bir haber geldi. Onikişubat ilçesindeki bir ortaokulda 14 yaşındaki bir öğrenci (cani), babasının silâhlarını alıp okula gelerek bir öğretmen 9 öğrenci olmak üzere 10 kişiyi öldürdü, 13 kişiyi yaraladı. Bu saldırı “Türkiye tarihinde en ölümcül saldırı” olarak kayıtlara geçti.
Bu canilerin ölümünden sonra birçok şey söyleniyor. Polis babasının silahını alıp 10 kişiyi öldüren caninin, daha önce ateş poligonunda silâhla talim yaptığından tutun da internetteki oyunlardan etkilenmesine kadar birçok şey yazılıp........
