Yapay zeka çağında insan olmak (11) - Cehalet perdesi kalkınca
Yanlış kararını eksik bilgiye, kırdığı kalbi meseleyi tam anlayamamaya, bırakamadığı alışkanlığı da zararlarını yeterince görememeye bağlar. Böylece içimizde sessiz bir kanaat oluşur: Daha çok bilseydim, daha doğru yaşardım.
Bu düşüncenin elbette bir doğruluk payı vardır. İnsan gerçekten de çoğu zaman bilgisizlikle hata eder. Fakat hayata biraz daha dikkatle bakınca başka bir hakikat görünür: Her yanlışımız cehaletten doğmaz. Bazen ne yapmamız gerektiğini biliriz; asıl problem, bildiğimiz şeyi yapmak istemememizdir.
Bir dosttan özür dilemek gerektiğini anlarız ama gurur ağır gelir. Bir sözün yanlış olduğunu fark ederiz ama geri adım atmak istemeyiz. Bir davranışın zarar verdiğini görürüz ama alışkanlığın konforunu bırakamayız. Mesele her zaman hakikatin görünmemesi değildir; bazen görünen hakikatin bedeli ağır gelir.
Yapay zekâ çağının insanı zorlayacağı yerlerden biri de burasıdır. Çünkü bilgiye ulaşmak artık eskisi kadar zor değil. Bir mesele hakkında farklı görüşlere, ihtimallere ve uyarılara birkaç dakika içinde erişilebiliyor. Bu yalnız teknolojik bir kolaylık değil; aynı zamanda ahlâkî bir daralmadır. Cehalet azaldıkça, insanın arkasına saklandığı perdeler incelir.
Eskiden insan kendine “Fark etmedim” diyebiliyordu. Bugün birçok durumda daha ağır bir cümle beliriyor: “Fark etmiştim; fakat gereğini yapmak istemedim.”
Bediüzzaman’ın dünyayı bir tecrübe ve imtihan meydanı olarak okutan yaklaşımı burada daha iyi anlaşılır. İmtihan yalnız hakikate ulaşmak değildir; hakikate ulaştıktan sonra ona karşı nasıl durduğumuzdur.
Yapay zekâ bu noktada bir hakem değil, ancak bir ayna olabilir. İnsan bir meseleyi kendi tarafından anlatır; fakat karşısına beklemediği bir değerlendirme çıkabilir. Belki kullandığı dilin gıybet sınırına........
