Teokratik yönetim ve laiklik
Hz. İsa’nın Allah’ın oğlu olduğunu iddia eden ve kendilerini İsa’nın vekili görerek “İlâhî Devlet” kurmayı amaçlayan Hristiyan ruhanî liderlerin ve “Katolik” mezhebinin Orta Çağ Skolastik dönemi yönetimidir.
Teokrasi, Hristiyan ruhanî liderlerinin uydurdukları kurallara göre yönetildiği sistemdir. Hâkimiyet, dinî liderlere ve İlâhî otoriteye aittir. Devletin politikaları ve kararlarını kilise belirlerdi. “Çünkü, din-i İsevîde, yalnız esâsât-ı diniye Hazret-i İsâ Aleyhisselâmdan alındı. Hayat-ı içtimaiyeye ve füruat-ı şer’iyeye dair ekser ahkâmlar, Havariyyun ve sair rüesa-yı ruhaniye tarafından teşkil edildi.”1 Gerçekte din adına koydukları kurallar dinin değil, dini istismar ve tahrif eden ruhanî reislerin kendi fikir ve düşünceleri olmuştur. Heva ve heveslerine göre dini dünyaya alet ederek halk üzerinde otorite kurmuş ve istibdat uygulamışlardır.
Görüşlerini dinî bir dogma gibi gösteren Katolik papazları 12. Yüzyıldan 15. Yüzyıla kadar İspanya ve İtalya’da Yahudîler, Müslümanlar ve Protestanlara yönelik büyük katliamlar yapmışlardır. Engizisyon mahkemeleri Katolik olmayanları zorla vaftiz etmek veya suçlu bularak ateşte yakma, giyotine çekme, hapis, mallarına el koyma ve “aforoz” etme gibi cezalar vermişlerdir. Yargılamayı kilise yapmaktaydı cezalandırmayı ise yöneticilere bırakmaktaydılar. Roma engizisyonunun Galile ve Bruno’yu cezalandırmaları meşhurdur.
İşte laiklik, yani, ruhanî reislerin devlet işlerine karışmaması bu sebeple Batı’da kabul görmüştür.
Peygamberimiz (asm) “Kavmin efendisi ona hizmet edendir”2 buyurarak yöneticilerin her türlü istibdadını kaldırmıştır. Kur’ân-ı Kerîm akla önem vermiş, yönetimde istişareyi3 emretmiş,........
