Kur’ân’ın belâgatı insanları çok etkiledi
Ahmed bin Hanbel'in kaydettiği bir rivâyete göre Hz. Ömer şöyle demiştir: "Müslüman olmadan önce Hz. Peygamberle tartışmak için evden çıktım. Mescid-i Harâm'a geldim. Baktım ki, Resûl-i Ekrem benden önce gelmiş. Arkasında durdum ve gizlice dinledim. Hakkâ sûresini okumaya başladı. Kur'ân'ın uslûbuna hayran kalmıştım. Kendi kendime Kureyş'in dediği gibi, bu bir şâirdir, diye düşündüm. Tam bu sırada Hz. Muhammed: "O bir şâir değildir. Ne de az iman ediyorsunuz." mealindeki Hakkâ Suresi’nin 41. ayetini okudu. O zaman bu kahindir, dedim. Hemen ardından; "O bir kahin sözü değildir. Ne az düşünüyorsunuz." ayetinin okudu.
Hz. Ömer, kalbinden geçenlerin cevabını aldı. Kur'ân'ın fesahat ve belâğatına hayran kaldı. Sonra da Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve sellem ile görüştü ve Müslüman oldu.
Kur'ân'ın belâğatı karşısında Kâbe'nin duvarına asılan altın ile yazılan ve meşhur "Muallakât-ı Seb'a" şiirleri bile çok sönük oldu.
"Lebid'in kızı babasının kasidesini Kâbe'den indirirken demiş: "Âyâta karşı bunun kıymeti kalmadı."
Hem, bedevî bir edip, "Emrolunduğun şeyi açıkla ve anlat" ayeti okunurken, işittiği vakit secdeye kapanmış. Ona dediler: "Sen Müslüman mı........
