Kalbin figanı
Bir hâlin, bir tasvirin içinde sonsuzluğa uzanan bir yoldayım. Ellerim sıcak, yolumda taşlar var. Belki kumlar, üzerinde kaldırımlar... Uçan rüzgârın uçurduğu toz zerreleri... Nerdeyim bilmediğim, bilmeye çalışmadığım bir yer... Belki dünya, belki ahiret... Bağsız yarınlarım, bağsız geçmişim ve tutunmaya çalıştığım şimdi... Nedendir, niyedir tartamıyorum bile. Bir kıyamet mi kopacak? O ben olmalıyım.
İçimde fırtınaları kopardığım bir gece... Masamda üç mum yanıyor. Farklı renklerde, farklı kokularda... Nedense eritemiyor içimdeki yokluğu. Nedense hep buz kesiyor bir yerleri kalbimin. Gözümde hep yaş mı olacak diye düşünmeden edemiyorum. Her kalemi elime alışımda hep hicran mı yazacak kalemim? Ne zaman bir inşirah olsa, hep bir hazan rüzgârı geliyor peşi sıra. Ne zaman soğukta bir ateş yaksak, üzerine karlar düşüp söndürüyor. Güzel günleri ne zaman ata bindirsek, iki adım atmadan atın ayakları tökezliyor, yere yatıyor. Bekliyoruz, bekliyoruz bir ümit, binler ümit...........
© Yeni Asya
