Ahirette kardeşlerimden davacı olacağım
Her gün onlarca insanın katledilmesi normalleşti zihinlerimizde. Ölüm sayıları biraz yükseldiğinde ise dudaklardan dökülen “ay yazık” cümlesi ve birkaç saniyelik yüz ekşimesi; hepsi bu. Onlar için dua etmeyi bile çoktan bıraktık.
Çoğumuz artık takip bile etmiyoruz haberleri. “İçimiz daraldı” diyerek kaçırıyoruz gözlerimizi. Belki de insanlık tarihinin gördüğü en vahşi, en acımasız savaş suçları işlenirken bizler daha neşeli kanallar izliyoruz.
Oysaki birileri hâlen mücadele ediyor. Dünyanın dört bir yanında, Müslüman olanların yanı sıra Müslüman olmayanlar da, bambaşka inançlara mensup veya hiçbir dine inanmayan binlerce vicdan sahibi insan bu vahşete karşı direniyor. Hatta İslâm’a veya Müslümanlara mesafeli duran insanlar dahi sırf “insanî duygularla”, bir çocuğun yaşama hakkını korumak adına sokaklara dökülüyor, zalimlerin markalarını ellerinin tersiyle itiyor ve boykot bayrağını açıyorlar. İnançları ne olursa olsun, insan olmanın merhametinde buluşuyorlar.
Ben işte tam bu noktada, içimi yakan ve zihnimi kemiren o büyük çelişkiyle baş başa kalıyorum.
Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız insanlar sırf insanlık adına o ürünleri raflarda bırakırken, ben kendi “din kardeşlerimin” umursamazlığını hazmedemiyorum, anlayamıyorum.
Aynı kıbleye yöneldiğim, aynı dualara “amin” dediğim din kardeşlerimin kulaklarını tıkaması ve görmezden gelmesi aklımın sınırlarını zorluyor. Yanı başımızda Müslümanlar yok edilirken; sırf keyfinden, damak tadından ya da yılların alışkanlığından vazgeçmediği için o zalimlerin markalarını satın almaya devam edenleri........
