Bediüzzaman’ın açık bıraktığı kapı
Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri asrımızın problemlerine Kur’anî reçeteler sunan emsalsiz bir âlim.
Teknolojinin, fen ve sanatın gelişimine bağlı olarak dünyamızın son yüzyılda öncekilerden çok daha farklı olacağını dile getirenlerin başında bulunan bir isim. Eserleriyle insanlığa sunduğu Kur’ânî reçeteler, asrımın insanlarının manevî yaralarına alternatifi bulunmayan birer ilaç hükmündeler.
Bu hakikati Üstad Hazretleri Mektubat eserinde şu şekilde ifade ediyor: “Kendi nefsime kazandığım hakaik-ı imaniyeyi ve nefsimde tecrübe ettiğim manevî ilâçları, sair insanların eline geçmek için, o kapıyı açık bırakıyorum…”1
Dolayısıyla manevî sıkıntıların ve yaraların kıskacındaki günümüz insanının bu açık bırakılan kapıdan girmemesi ne büyük bir kayıptır. Bu hususta bir kardeşimizin, hasta bir arkadaşına Risale-i Nur Külliyatından 25. Lem’a olan “Hastalar Risalesini” ve onu şerhi mahiyetindeki doktorların yorumlarını iletmesi üzerine gerçekleşen manevî değişimi nazarlarınıza sunmak istiyoruz.
Elbistan’dan kardeşimiz uzun yazısında bizlere çok güzel hakikatleri aktardı. Yazının kısaltılmış bir kısmı şu şekilde: “….Hastalar Risalesi ve harmanlanmış yorumları şevkle okudum. Sonra hasta bir arkadaşım aklıma geldi. Uzun yıllardır şeker, tansiyon ve diyaliz hastasıdır kendisi. Yüksek şekerden dolayı ayak parmakları kesilmiş, haftanın iki günü diyalize bağlanan, evdeki yatağından diyaliz ünitesine mekik........
