menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Selimiye’de bir sabah

11 9
21.12.2025

Gönlümüzün hazân yaşadığı bir zaman dilimine tevafuk etmişti o gün. İliklerime kadar maddeten manen üşümüştüm. Bu kadar soğuk olacağını tahmin edememiş üstümde ince bir pardösüyle gelmiştim Edirne’ye. Bu şehirde tanıdığım hiç kimse yoktu. Garip bir yolcu misali gittiğim kapı, çocukluğumdan beri duyduğum, rahmetli babamın pek medhettiği Selimiye Camii oldu. Kanadı kırık kuş gibi sığınmıştım kutlu mabede.

Mübarek cami sanki şefkatle kollarını açmış, manen: "Ey garip yolcu!

“Allah birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma, onlara tezellül edip minnet çekme, onlara temelluk edip boyun eğme, onların arkasına düşüp zahmet çekme, onlardan korkup titreme. Çünkü Sultan-ı Kâinat birdir, herşeyin anahtarı onun yanında, her şeyin dizgini onun elindedir; herşey onun emriyle halledilir. Onu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun. Rahmet evine, O'na en yakın olduğunuz secde mahalline safa gelmişsin!" der gibiydi.

Yağmur altında, şalıma sımsıkı sarılmış vaziyette giriş kapısına gelmiştim. Birden duraksadım. Çekim gücüne kapılmak mı, cezbe........

© Yeni Asya