Anlaştık mı?
Bu özlü söz, şöyle anlaşılabilir: Bir şeyi överken onu olduğu gibi yani abartmadan övmek icap eder. Abartarak övme, temelde onu övmek değil; dolaylı şekilde onu yermek ve kınamak anlamına gelir.
Bu ölçü sosyal hayatta rehber edilmediği vakit, mutlaka hayal kırıklığı ile karşılaşılır. Mesela bir taraftar, kendi siyasî partisini ya da bir futbol fanatiği desteklediği takımı aşırı ve ölçüsüz bir şekilde anlatır ve öyle inanırsa sonu hayal kırıklığı olmaz mı? Bir amatör futbol takımı taraftarı, “Bizim takım dünya birinci olacak” dese bu anlayış en başta kendine haksızlık anlamına gelmez mi? Demek ki her şeyi olduğu gibi anlamak ve anlatmak icap eder. Abartılı anlatılan şeyler, temelde o anlatılanı da kötülemek ve kınamak anlamına gelir.
Siyasî ve sosyal hayatımızda bu ölçünün ekseriyetle göz ardı edildiğini söylemek her halde yanlış olmaz. Özünde iyi bir yapılıyor, fakat bu iş o kadar abartılı bir şekilde anlatılıyor ki ekseriyetle neticesi hüsran oluyor. “Filan ülkeyle anlaşma yaptık. Artık kimse bize yan bakamaz” benzeri beyanları biraz da bu gözle incelemek icap eder. İki ya da daha fazla ülke arasında her zaman için anlaşmalar yapılır ve yapılmıştır. Avrupa Birliği de özünde çok sayıda ülke arasında yapılan bir anlaşma değil mi? Bu anlaşmayı yapanlar bile “Artık bize kimse yan gözle bakamaz” derken; çok daha sınırlı........
