Ve “demokratik yol haritası” mesajları
Demokrasi Platformu’nun Ankara’daki “önce siyaset değişmeli” panelinde söz alan Kültür ve Millî Eğitim eski Bakanı, öğretim üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çelik’in Peygamberimizle (asm) Dört Halife devrinde adı konulmamış cumhuriyetin olduğu, Eme-vîlerle geçilen saltanatla yönetimin babadan oğla devri eleştirisi ve “partili Cumhurbaşkanlığı”nı tanımlaması bugüne ışık tuttu.
Öncelikle “AKP’yi demokratik cumhuriyet kurmak için kurduk. ‘Partili Cumhurbaşkanı’yla totaliter cumhuriyet haline geldi” diyen Çelik’in “Tebeddül-ü esmayla (isimlerin değişmesiyle) hakikatlerin değişmeyeceği” vurgusuyla, adının başında “cumhuriyet” konan manasız isim ve resimden ibaret” otoriter yönetimlerde milletin irâdesinin olmadığı tesbiti kayda değerdi.
Özellikle “Güçler ayrılığı yoksa güç adalette değilse ‘gücün adaleti’ olur, devletin başındaki ülkeyi kendi malı gibi görür” sözleri ise “tek kişilik hükûmet”te “siyasetin sopası” haline getirilen “talimatlı yargı”nın târifledi.
HAKSIZLIK VE HUKUKSUZLUKLAR İKAZI…
Bu hususta Hz. Ali’nin Mısır’a vali olarak atadığı Mâlik el-Eşter’e yazdığı mektupta, “Halka karşı merhametli ve adaletli olmayı şiar edin. Kesinlikle onların malını ganimet bilen yırtıcı bir canavar olma!” tavsiyesini ve Sa’di Şirazî’nin “eğer hâkimler müsaade etmezse eşkıya kervan soyamaz” sözünü hatırlatması, devletteki yolsuzluk ve çürümeyi nazara vermesi ise oldukça önemliydi.
Yine TBMM’nin kurulduğu günden bu yana hiçbir dönemde bu kadar etkisiz ve yetkisiz olmadığını belirten Çelik’in, Osmanlı Meclisinde Başkanlık kürsüsünün arkasında “Ve şâvirhüm fi’l emri (Ve işlerinde onlarla istişâre et)” ayetinin yer aldığı, Peygamberimizin (asm) insanlara meşvereti ders verdiği perspektifi, siyasetin “demokratik ortak akıl”la demokratikleşeceğini tescilledi.
15 Temmuz hâdisesi sonrasında, hukukun temel ilkeleri arasında yer alan “masumiyet karinesi”, “suçun şahsîliği” ve “kanunların geriye doğru işletilemeyeceği” prensiplerinin ihlal edildiğine dikkat çekilen........
