menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İslâmî düşüncenin metin bir kalesi

20 0
29.03.2026

“BEDİÜZZAMAN’IN ESERLERİ TAM DOĞRUDUR, RİSALE-İ NUR MÜCEDDİD-İ DİNDİR…”

Keza Fetva Emini Ali Rıza Efendi’nin, “Bediüzzaman, şu zamanda, din-i İslâm’a en büyük hizmet eylediği ve eserlerinin tam doğru olduğu ve böyle bir zamanda mahrumiyet içinde, feragât-ı nefs edip, yani dünyayı terk edip böyle bir eser meydana getirmenin hiç kimseye müyesser olmadığı ve her suretle şâyân-ı tebrik olduğu ve Risale-i Nur’un, müceddid-i din olduğu” beyânıyla “Cenab-ı Hak, onu muvaffakün-bilhayr eylesin!” duası Bediüzzaman’a ve Kur’ân tefsiri Nur Risalelerine haksız itirazları hükümsüz kılar.

Ve “Bediüzzaman'a kemal-i hürmetle selâm ederim. Telifatınızın ikmaline hırz-ı can (yani, ruha nüsha olacak kadar kıymettar) ile dua etmekteyim. Bazı ulemâüssû'un tenkidine uğradığına müteessir olmasın. Zira 'yemişli ağaç taşlanır' kaziyesi meşhurdur. Mücahedatınıza devam buyurun. Cenâb-ı Hak ve Feyyâz-ı Mutlak âcilen murad ve matlubunuza muvaffakü'n bilhayr eylesin…” desteği peşinen sözkonusu bühtanları boşa çıkarır. (Kastamonu Lahikası, s. 202.)

Bediüzzaman, “Hem merhum Fetva Emini Ali Rıza ve merhum Ahmed Şiranî ve merhum Şevket Efendi ve merhum Mehmed Âkif gibi insaflı, Risale-i Nur’u fevkalâde takdir ve tahsin eden o muhterem ve merhum zatların hatırı için biz, İstanbul hocalarına dostuz, onlardan gücenmeyiz. İnşaallah bir zaman ‘Yirminci Lem’a-i İhlas’ kendini onlara okutturacak, o eski dostları da yeni dostlar yapacak” teşekkürünü lâhikalara derceder. (Emirdağ Lâhikası -1, s. 144.)

RİSALELERİN DİLİNİN ETKİSİ; “İLGİNÇ SOSYOLOJİK OLAY”

“Nur Risalelerinin dilinin ağır ve anlaşılmaz olduğu” bayat iddiası, öncelikle “Risale-i Nur Külliyatı’nın her seviyeden insanın kolayca anladığı eserler olduğu edebiyatçılarca yalanlanır. Risalelerin akıcı bir üslûba sahip olduğu ve kolayca anlaşılır bir dille yazıldığı evvela okuyan milyonlarca Bediüzzaman okuyucusunca ifade edilir.

Bunun yanısıra Nur Risalelerine ve Bediüzzaman’a karşı olduklarını söyleyenler ve Bediüzzaman’ın fikirlerini benimsemediklerini açıkça bildirenler de bu gerçeği teslim ederler. Sosyoloji Profesörü Cahit Tanyol’un, “Bugün, inandığı birçok fikirlerin kofluğunu anlayan gençlik, bir şeye sarıldığında, karşısına Nur Risaleleri çıkıyor” sözü buna bâriz bir misaldir.

Keza “İlkokuldan üniversiteye kadar devrimleri, Kemalizmi ders veriyoruz; fakülteyi bitiren öğrenci ya Marksist oluyor veya Nurcu oluyor” diyen Prof. Tanyol’un, 29 Mart 1963 tarihli Cumhuriyet gazetesinde “…Ve bir gün, Atatürk’ün Nutku karşısında, Said Nursî’nin Nur Risalelerini gürül gürül okunur bulduk. Tanrının şu cilvesine bakınız; kırk yıl sonra M. Kemal’le Saidi Nursî karşı karşıya gelmişti...” hayıflanmasıyla açığa çıkıyor. (Aydınlar Konuşuyor, N. Şahiner, s. 199.)

Bu açıdan Risalelerin diline dil uzatan nâdânlara tavsiyemiz şudur: “Hiç olmazsa Tanyol’un ‘Said Nursî’nin milyonlarca insanı peşine taktığı” tesbitinden hareketle gerçekleri görsünler. “İşte bu nokta sosyolojik açıdan çok ilginçtir, sosyolojinin meşgul olduğu bir sahadır” önerisine uyup Nur Risalelerinin dilinin etkisindeki “ilginç sosyolojik olay”ın sebeplerini araştırsınlar.

Aydınların, araştırmacıların araştırmalarını istediği, Bediüzzaman’ın Risalelerinin neden bu denli okunduğunu, okuma yazma bilmeyen insanların sırf Risaleleri okumak için büyük gayretlerle kısa zamanda okur-yazar olmalarının sırrını........

© Yeni Asya