Demokratikleşme olmadan “süreç”in kotarılması
Ortada bir “çerçeve yasa”dan dem vuruluyor; lâkin terörist elebaşlarıyla terör örgütü militanlarının cezasız kalmalarına ilişkin “taslağın” iktidar partisi milletvekillerinden dahi saklanıp dar bir kadro güdümünde kotarılmak istenmesi handikapların başında geliyor.
DEM’li Cengiz Çandar’ın “çerçeve taslağın’ DEM’liler dahil hiçbir siyasî partiyle paylaşılmadığını, içeriğini sadece terörist başıyla MİT Başkanı ve Cumhurbaşkanı’nın bildiğini” ifşası vakıayı ele veriyor. Meclis içi-dışı muhalefetin bilgilendirilmesi bir yana, “kapalı toplantıda bilgilendirilecek” denilerek AKP’li vekillere bile “boş çerçeve”ye bilmedikleri boş kağıda imza attırılması bunun göstergesi.
Çarpık olanı, muhalefetten de görmedikleri, müzâkeresini yapmadıkları, görüş sahibi olmadıkları, kamuoyunda tartışılmayıp benimsenmemiş “taslağı” imzalamalarının istenmesi.
“SÜREÇ”TE “TERÖRİST BAŞI VE TERÖR ÖRGÜTÜ” ÇIKMAZI
Esasen “iktidar cephesi”nce terörist başının “Kürtlerin lideri ve temsilcisi” olarak lanse edilmesi, Bahçeli’nin “kurucu önder” olarak övüp “siyasallaştırma mekânizmasının koordinatörü” siyasî statüsünü verdiği kırk bin insanın katlinden, müebbet hapse mahkûm terörist başı üzerinden “süreç”in yürütülmesini çıkmaza sokuyor.
En son AKP’li M. Metiner’in yüksünmeden, “sürecin asıl muhatabının ve yönlendiricisinin terör örgütü ve elebaşları olduğunu” ikrarı savrulmayı açığa çıkarıyor.
Bu arada her fırsatta “genel af yok, tüm mahkûmları kapsamıyor” deniliyor. İktidar sözcüleri, “infaz kanununda değişiklik” kurnazlığı ve işgüzarlığıyla “paket”in doğrudan “PKK silahlı terör örgütü militanlarına özel bir düzenleme” olduğunu ileri sürüyorlar. Ancak hukukçular, “bir kişiye, gruba, terör örgütü’ne özel bir yasa”nın olmayacağını belirtiyorlar. “Terör suçlarının mahkûmlarıyla ilgili infaz rejiminin, ceza affının bütün terör suçları için geçerliliğine, aksi hâlde hukuk sisteminin iflasına dikkat çekiyorlar.
Aslında bir yandan “münfesih örgüt”........
