menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Demokratikleşme değil, siyasî pazarlıklar...

21 0
19.03.2026

Tartışmaların, iktidardakilerin “başarıldı” övgüleriyle propaganda ettikleri “terörsüz Türkiye süreci” istifhamları üzerinden yapılacağının sinyalleri çakılıyor.

Zira Silivri’deki İBB davası duruşmalarında “âdil yargılama”yı peşinen ortadan kaldıran demokrasi ve hukuk dışılıklar daha da ağırlaştırılarak sürdürülürken, “süreç komisyonu raporu”nda şart koşulan AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasının ertelenmesi, terörist başına “umut hakkı”yla terör örgütü militanlarına “güvence yasaları”nın şartı olan “PKK’nın silah bırakması” iktidar mahfillerince yeniden sorgulanıyor.  

“ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ VE MECLİS KARARI” KISKACI

Gerçek şu ki alây-ı vâlâyla ilân edilen “süreç”te asıl amacın, demokratikleşme, hukukun üstünlüğü, temel hak ve hürriyetlerle ifade ve basın özgürlüğünün sağlanması olmadığı ifşa oluyor. 

Zira “iktidar cephesi”nin siyasî kıskaca aldığı DEM’in oylarıyla “sınırlı anayasa değişikliği” ya da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birkaç ay öne alınması “politik kumpası” iktidar mahfillerince açıkça itiraf ediliyor.

Yine yargının “tepeden tâlimat”tan kurtarılıp bağımsızlığı ve tarafsızlığının teminiyle haksızlıkların ve hukuksuzlukların giderilmesi; seçilmiş siyasetçilerin tahliyeleri, millet irâdesini berhava eden “kayyım uygulamaları”na son verilip yargısız infazla delilsiz tutuklanan belediye başkanlarının görevlerine iâdeleri ve tutuksuz yargılanmaları olmadığı resmen ikrar ediliyor.

Nitekim daha önce “Erdoğan’ın tekrar aday olmasının önünde bir engel yok” diyen Bahçeli’nin son aşamada “tekrar aday olabilmesi için önümüzdeki dönemde anayasa değişiklikleri lazım” diye konuşması bunun bâriz göstergesi.

Keza “cumhur ittifakı” ortağı BBP Genel Başkanı Destici’nin, “savaş halleri”ni ileri sürüp, “2027........

© Yeni Asya