menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Üstad, ümid ve Nur müjdelemiştir (3)

21 0
06.06.2026

Devlet zayıf, hasta, sakat, ortalık karmakarışık, yarınlarından endişeli olan ümitsiz insanlar, milletin yarısının medreseye diğer yarısının da mekteplilere güvendiği, ancak bu iki kurumun da birbirleriyle şiddetli bir kavga içinde olduğu bir vaziyette iken, Bediüzzaman, Asr-ı Saadette olduğu gibi en iyi hizmet Kur'ân'a hizmet olmalı, diye yola çıkar. Herkesin ümitlerinin kaybolduğu ve gelecek endişesi taşıdığı zamanlarda ümit dolu makaleler ve kitaplar neşrederek ümitleri her zaman taze tutmaya çalışır.

"…itikadım ve yakînimdir ki [Kesin olarak biliyorum ki] hak neşv-ü nema bulacaktır-eğer çendan toprak altında gizlense… Ve taraftar ve mültezimleri [Bu davaya üstlenenler] muzaffer olacaklardır-Eğer çendan zaman ve zeminin merhametsizliğinden, az ve zayıf olsalar [bile]…”1

Hizmetin gelecekte merhametsiz ve hukuk tanımaz bir zaman ve zemin beklediğini ve Kur'ân hizmetinde bulunanların da az ve zayıf olmalarına rağmen muzaffer olacaklarını, söyleyerek ümitleri daima taze tutmaya devam etmiştir.

Adeta yıllar sonra neşredeceği Risale-i Nur eserinin müjdesini veriyordu. Üstad Hazretlerinin; İhlâs Risalesi’nde, Emirdağ Lâhikasında, 16. Mektupta olduğu gibi eserlerin muhtelif yerlerinde benzer ifadelerini görürüz.

İhlâs Risalesinde; “…şiddetli düşmanlar ve savletli bid’alar mukabilinde…bizler gayet az, ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir........

© Yeni Asya