menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Su gibi geçen nimet: Zaman

12 0
06.07.2026

Kırk yılı anlatmaya çalışsanız en fazla 3-4 saat sonra anlatacak bir şeyimiz kalmayacaktır.  Ne kadar ibretli bir hadise değil mi? Kırk yıldan elimizde kalan sadece birkaç saatlik hatıra ve bilgiler… Peki yaşadığımız onca güzel hatıra, kitaplardan edindiğimiz bilgiler nerede? Neden hiçbirini  hatırlayamıyoruz? Yaşımız ilerlemeye devam ettiğinde şu an hatırladığımız bilgi ve hatıraların da çoğunu da unutacak olmamızın bize verdiği mesajın farkında mıyız?

Zaman’ın yavaş geçtiğini söyleyen kişiye şu ana kadar rastlamadık. Kendi hayat tecrübemiz de bu hakikate şahittir. Gözlerimizi açıp kapadık. Bir an da şu an ki yaşımıza gelmiş gibiyiz. En önemli nokta ise bu yaşa nasıl gelmişsek aynı hızla son nefesimize doğru ilerlemeye devam ettiğimizdir.

Hangi zaman diliminde yaşamak gerekir?

Bütün bu hakikatler zamanı nasıl değerlendirmemiz gerektiğini ister istemez sorgulatıyor. Üç zaman diliminde yaşadığımızın farkına varmamız gerekiyor. Şimdiki zamana yaşamaya çalışırken geçmişin elemleri ve istikbalin endişeleri ânımızı zehirlememize izin vermek kâr-ı akıl değildir.

Peki doğru bir şekilde yaşabilmek için ne yapmamız gerekir? Ânın kıymetini bilmenin en doğru metot olduğunu Risale-i Nur’da şu şekilde özetlenir: “Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı; yarın ise, senin elinde senet yok ki, ona mâliksin. Öyle ise, hakikî ömrünü bulunduğun gün bil.”1

Şimdiki zaman ile ahiret arasında bağlantı kurduğumuzda meselemiz çözülmüş oluyor. Aldığımız ve verdiğimiz her bir nefesin hangi........

© Yeni Asya