Kordela
Dünyadaki hareket ve faaliyetler de âdeta, sinemaskop / geniş perde film değil mi?
Kameranın hiç durmaksızın kaydettiği hayat inişiyle çıkışıyla, hatasıyla sevabıyla koşar adım gidiyor; sağa sola kıvrılarak çağlayan enhar gibi…
Geliyor, gölgeleniyor ve gidiliyor. Ama bu serüvenin içinde ne çok aktör rol alıyor ne çok figüran çalışıyor karelerin çekilmesi, kameranın kaydetmesi, kordelanın bitmesi için platoda durmadan, duraksamadan.
Tâ son karenin çekileceği, “Paydos!” duyurusuyla setin kapanacağı ana kadar.
Filmde rol, cansız iken; hakikatte hem canlı hem heyecanlı.
İşte, hayat filminde insanın en yakın rol arkadaşı, yine insana en yakın olan eşidir. Onunla birlikte ne çok rol alırlar, ömürleri boyunca.
Pencereden bakıldığında, sokaklara çıkıldığında görülen manzara: Hep bir yerlere ulaşma çabasıyla yoğun ve hararetli koşuşturma...
Zamana sığdırılmaya gayret edilen işler güçler, tasalar kederler; halledilmesi gereken, raflarda bekleyen meseleler… Hâl böle olunca, şu cümle pürdikkat okunmalı ve zihne yazılmalı:
“Evinize iyi bakın! Orada dört duvar değil, hayatınızın hikâyesini göreceksiniz”.
Bu cümlenin kaynağı, bir reklâm spotu. Ama gerçeklere projektör tutan bir ifade, bir anlatım biçimi. Bazen az söz çok şeyleri ifade eder ya, bu da onlardan biri.
Evet, “Evinize iyi bakın” demek ne demek?
Burada dirlik düzenlik, maişet manasındaki geçim ya da aynı hâneyi paylaşan insanların mutluluğu mu kastediliyor dersiniz? Bu sözlerin hepsi, bu cümlenin künhürde. Âdeta,........
