Bilgin Abi’nin günlük defterinden (26)
Zaman yetmiyor Selim Ali; bu kadar bol zamanlar içinde. Zamansız işleri öne aldığımızdan mı yoksa olmasa da olur şeyleri bu zamanın içine doldurma gayretimizden mi?
“Tevehhüm-ü ebediyet” düşüncesi olmasın, dedi Bilgin Abi.
Zamanı, ömrü uzun zannetmek hayatı oyalıyor demek ki. Böyle olunca bir tek çocukluk zamanlarında -bilmeden- zamanın keyfini çıkarıyoruz. Çünkü dün yok, yarın yok; ne var ne yok; “şimdi.” Yoksa durmadan çocukluğa kaçışımız nedendir?! Yağmalanmamış bir ülke orası. Saf, temiz, yalansız, kaygısız ve zamansız.
Zaman yetmeseydi; bir isim, imza bırakıp gidenlere yetmezdi. Yetmiş işte! Kimi bir şiir bırakıp gitmiş; gönüllere acılar da sevinçler de serpmiş. Başkaları adına da duymuş, düşünmüş. Öteki taşlara şiir, beste söyletmiş. Başka biri kainattaki sesleri/müziği notalara dökmüş. Zaman yetmiş demek Yunus olmak için, Sinan olmak için, Beetoofen olmak için.
Selim Ali, zamana vefa göster; vakit varken vaktini çalan şeyleri at........
© Yeni Asya
