Bilgin Abi’nin günlük defterinden (18)
Anlıyorum Selim Ali; sık sık dalgınlığından anlıyorum. Ya da uzaklara bakıyorsun. Dünya bitti mi diye sormuştun geçenlerde de… deniz kenarında temmuz çay sohbetinde Bilgin Abi: “Dünya bitse de sen şu martıların cümbüşüne iştirak et!” demişti.
Hayata iştirakini koparırsan böyle karanlık düşünceler insanı yorar Selim Ali.
Daha dur! Yaşını yaşamış, dişini dişemiş misin yoksa?! Haa, ağzın aşa değerken… başın taşa değer, sözü de bir kovukta bulunsun.
En yaşamaklı bir zamanımızda gelecek belki o çok uzak zannettiğimiz [o işte!] Hep “kaçıp” durduğumuz… Fakat yine o iştirak, iştiyak ola… hayata; Bilgin Abi’yi duy da…
Gene beni konuşturuyorsun ha; iştahlı susuşunla. Olsun; iyi oluyor; ben de kendimi tazeliyorum; zihnimi kurcaladıkça.
Bir şeyler yapmalı Selim Ali, diyordu Bilgin Abi. Bir iz, bir söz, bir beste, bir nakış, bir yol, bir bakış, bir tebessüm, bir bir aralık, bir aydınlık, seni birileri hatırlayınca bir ferahlık, bir rahatlık, bir alışkanlık, bir tat, bir murat, bir sîret, bir sûret bırak git. Bir yerlere gitmeden buradan gitme… bir daha gelmeyeceksin… burası bir seferlik… anla artık… ânlık bu yerde elini, gönlünü, eserini çabuk tut!
Yoruldum Selim Ali ve korkuyorum bir şeysiz giderim........
© Yeni Asya
