menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Minberin ruhu ve Bediüzzaman’ın hutbe ölçüsü

6 0
31.07.2026

​Bediüzzaman’ın hutbe ufku iki temel sütun üzerine oturur: İbadet boyutu (Arapça aslı) ve irşad boyutu (sadelik).

​Hutbenin esası Arapça’dır.

​Bediüzzaman, hutbenin her şeyden önce bir zikir ve ibadet olduğunu hatırlatır. Bu yönüyle hutbe, İslâm’ın evrensel sembollerinden (şeair) biridir ve değiştirilemez.

​Hutbe, namazın bir parçası gibidir. Nasıl ki namazı kendi orijinal diliyle kılıyorsak; hutbenin de rüknü olan hamdele, salvele, ayet ve hadis kısımları kendi mukaddes diliyle, yani Arapça okunmalıdır. Bu, dünyanın dört bir yanındaki Müslümanları tek bir ortak lisanla birbirine bağlayan manevî bir köprüdür. Tamamen yerel dillere çevrilen bir hutbe, zamanla kudsiyetini kaybedip sıradan bir insanî hitaba dönüşme tehlikesi taşır.

Hutbeler gösteriş değil, kalbe hitap halidir.

Hutbenin ibadet yönü Arapça lafızlarla korunurken, cemaate bakan yönü ise son derece yalın olmalıdır. Bediüzzaman, İşârâtü'l-İ’caz tefsirinde minberin bir edebiyat yarış pisti olmadığını söyler:

"Ben sizden beliğ manaları, hükümleri, hakikatları........

© Yeni Asya