Yön gösteren kutup yıldızı gibi
TÜRK BASINININ YÜZ AKI YENİ ASYA’NIN DURUŞU
Yeni Asya “vatan sathını mektep yapmak” gayretiyle kurulmuş, cehalet denen yüz karasından kurtulmaya azmetmiş bir ilim ve irfan yuvasıdır. Ferdî, içtimaî ve siyasî hayatımıza bir kutup yıldızı gibi yol göstermektedir.
İki asırlık bir geçmişe sahip olan Türk basını içinde Risale-i Nur’un nâşir-i efkârı olarak, ferdî, içtimaî ve siyasî hayatımıza bir kutup yıldızı gibi yol gösteren Yeni Asya’mız, 57. yılına ulaşmanın sevincini yaşıyor.
Tarihî ve fikrî arka planıyla birlikte değerlendirildiğinde, Yeni Asya’yı diğer mevkutelerden ayıran en belirgin vasıf, hiç şüphesiz onun Bediüzzaman Said Nursî’den tevarüs eden gazetecilik prensiplerine bağlılığı ve Risale-i Nur hakikatlerine sadakatidir. Yeni Asya’nın yayın esaslarını, gazetecilik anlayışını ve duruşunu belirleyen Risale-i Nur hakikatleri, elbette ki Kur’ân’î yaklaşımın bu asırdaki tezahürlerinden ibarettir.
ASYA’YI AVRUPA’YA BAĞLAYAN BİR KÖPRÜ
Yeni Asya, ülkemizle birlikte tüm İslam âleminin ve insanlığın maddî ve manevî buhranlarla boğuştuğu bir zaman diliminde doğmuştur. İnsanlığın saadetinin ve kurtuluşunun Kur’ân medeniyeti prensipleri etrafında Asya ve Avrupa’nın birleşmesiyle ve kıtaların da birbiriyle meşveret etmesiyle mümkün olacağını ihsas edercesine, 21 Şubat 1970’teki ilk nüshasındaki ilk manşetini Avrupa’yı Asya’ya ilk kez birleştirecek olan Boğaziçi Köprüsü’nün temeliyle ilgili atan gazetemiz, tarihî bir âna şahitlik ederken kurumsallaştırdığı “Asyanın bahtının miftahı meşveret ve şuradır” vecizesiyle demokrasi, temel hak ve hürriyetler, eşitlik ve adalet gibi unutulmaya yüz tutmuş demokratik değerleri öncelediğini, Avrupa Birliği’ne girmek gibi tarihî bir misyonun fikri öncülüğünü üstlendiğini ilan ediyordu.
MÜSBET İMAN HİZMETİNİN NAŞİR-İ EFKÂRI
Bediüzzaman Said Nursî’den tevdî edilen “müsbet iman hizmeti” vazifesinin şuuruyla yayın hayatına başlayan Yeni Asya, maddî ve manevî buhranlarla boğuşan insanlığı, yakalandığı hastalıklardan kurtaracak fikrî temellerini Kur’ân’ın bu asırdaki tefsiri olan Risale-i Nur’a dayandırmaktadır. Yeni Asya, demokrasinin küfür rejimi olarak reddedildiği ya da demokrasiyi İslâm’a layık görmeyen siyasî anlayışlar içinde demokrasiye sahip çıkan tavrıyla, hürriyetçi yaklaşımlarıyla, müsbet iman hizmetini önceleyen yayınlarıyla dikkatle incelenmesi ve takip edilmesi gereken hususiyetlere sahiptir.
HEDEFİ DEMOKRATLARA İSTİNAD OLMAK
Yeni Asya, demokrasinin bir türlü tam manasıyla yerleşemediği ülkemizde, yeşeren demokrasi filizlerinin hemencecik budandığı bir coğrafyada “Demokratlara istinad olma”yı şiar edinen Nur talebelerinin ve Demokrat Türkiye özleminin güçlü bir sesi olarak doğmuş, “Adalet, meşveret ve kanun hâkimiyeti”ne yaslanan demokratik bir cumhuriyet özlemini Bediüzzaman’ın varisi olarak seslendirme vazifesini cesurca üstlenmiştir.
HAKKIN VE VİCDANIN GÜR SESİ
Yeni Asya hakkın ve vicdanın sesidir. Vicdanî ve ahlakî değerlerin ayaklar altına alındığı fakat herkesin sustuğu zamanlarda “Tuh o asrın gayretsiz adamlarına!” dedirtmemek için “vicdan-ı umumî” adına susmayan sestir Yeni Asya. Yeni Asya, ezilen, dışlanan,........
