menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Özün kaybı ve ahlâkın iflası

3 0
yesterday

Kelime anlamı olarak “huylar, yaradılış özellikleri ve toplumsal kurallar” manasına gelen Arapça hulk kelimesinin çoğuludur. Şahsî ahlâk, içtimaî ahlâk, dinî ahlâk, felsefî ahlâk, iş ahlâkı, siyasî ahlâk, teknoloji ahlâkı, çevre ahlâkı... Evde, okulda, çarşı-pazarda, siyasette; velhasılıkelam her yerde ve her zaman karşılaştığımız problemleri masaya yatırdığımızda gördüğümüz odur ki işin özünde hep ahlâkın olup olmamasını sorguluyoruz. Peki, bu denli dilimizden düşürmediğimiz ahlâk, hayatımızın neresinde duruyor?

Cenab-ı Hak, Enfâl Suresi 53. ayette, “Bu cezalandırmanın sebebi şudur: Bir toplum, kendisinde bulunan güzel ahlâk ve meziyetleri değiştirmedikçe Allah da onlara verdiği nimeti değiştirmez. Hiç şüphe yok ki Allah hakkıyla işiten ve kemâliyle bilendir.”  buyurarak dikkatlerimizi güzel ahlâka ve erdeme çekmekte; dolayısıyla insanın kuşanması gereken temel karakter özelliklerini bizlere hatırlatmaktadır. Ayet bize açıkça göstermektedir ki medeniyetlerin yükselişi de çöküşü de ahlâkî zeminin sağlamlığına veya çürümesine bağlıdır.

Peygamber Efendimizin (asm) söz, davranış ve halleri de bizlere Kur’ân ahlâkını yaşayan birer misal olarak sunmakta ve güzel ahlâkın varacağı nihaî noktayı açıklamaktadır: “Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâk bakımından en güzel olanıdır.” (Ebû Dâvûd, Sünnet, 15); “İyilik güzel ahlâktır. Kötülük ise vicdanını rahatsız eden ve insanların bilmesini istemediğin şeydir.” (Müslim, Birr, 15). Bazı hal ve davranışlarımızda vicdanımız rahatsız olmuyorsa yaptığımızın kötülük olduğunu anlamamız gerekir. Oysa bugün ne yazık ki bu ölçüleri unutan bir insan manzarasıyla baş başayız.

Evde, sokakta ve eğitim yuvalarında yetiştirdiğimiz neslin bugünkü yaşam tarzı, dijital bağımlılıkları, davranış........

© Yeni Asya