menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İslâm âleminin saadetinin anahtarı meşverettir - Meşveret, şûrâ ve şahs-ı manevî-2

21 0
29.06.2026

Bediüzzaman, İslâm milletlerinin geri kalış sebepleri ve tekrar terakkî yolunun açılmasını ısrarla gündemde tutmaktadır. Bu meselenin merkezinde ise meşveret ve şûrâ anlayışı bulunmaktadır. 

Bediüzzaman’a göre Müslümanların içtimaî hayattaki uhuvvet, muhabbet, huzur, birlik, beraberlik ve mutluluğunun temel şartı meşveret-i şer’iye, yani İslâm’ın ölçülerine muvafık istişare ve ortak akıl olan şûrâ anlayışıdır. Bediüzzaman bu fikrini Kur’ân-ı Kerîm’de geçen “Onların işleri aralarında istişare iledir.”3 ayetine dayandırır. Bu ayet, Müslümanların yönetiminde ve ortak meselelerin çözümünde meşvereti temel bir prensip olarak ortaya koymaktadır.

İnsanlık târihine bakıldığında, medeniyetlerin gelişmesi ve ilmin ilerlemesi farklı nesillerin ve toplumların fikirlerini birbirine aktarması sayesinde gerçekleşmiştir. Bediüzzaman bunu “telâhuk-u efkâr” yani fikirlerin birleşmesi ve birbirini tamamlaması şeklinde ifade eder. Geçmiş nesillerin tecrübeleri sonraki nesillere aktarılmış, böylece insanlık ilim, teknoloji ve medeniyet alanında büyük ilerlemeler kaydetmiştir.

Asya’nın geri kalış sebebi... 

Bediüzzaman, dünyanın en büyük kıtası olan Asya’nın geri kalmasının ehemmiyetli sebeplerinden birinin hakikî anlamda şûrâ ve istişare sistemini kurulmaması olduğunu ifade eder. Ona göre fertlerin kendi aralarında meşvereti ne kadar gerekli ve lüzumlu ise, milletlerin ve toplumların da ortak meselelerde birlikte düşünmeleri ve karar almaları o kadar lüzumludur.          

Bu sebeple Asya’nın ve hususan İslâm dünyasının istikbâlini aydınlatacak en ehemmiyetli anahtar şûrâdır. Çünkü ortak akıl ve istişare sayesinde Müslümanlar daha doğru kararlar verebilir, birlik ve beraberliklerini güçlendirebilir ve gelişebilirler. Bu vaziyet âlem-i İslâm için........

© Yeni Asya