menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İman hizmetini Cennete tercih edenler

6 0
previous day

Hz. Ebubekir’in şu sözü, fedakârlığının sınırlarının, insan hafsalasının sınırlarına sığmadığını gösteriyor: “Ya Rabbi, ahirette benim vücudumu öyle büyüt ki, Cehennemi doldursun, başka hiç kimseye Cehennemde yer kalmasın” Aman Allah’ım! Bu ne büyük  fedakârlık, bu nasıl bir diğergamlık!

Zamanımızın Asr-ı Saadet Müslümanı olan Bediüzzaman Hazretleri de, iman hizmeti uğrunda dünyasını feda ettiği gibi, ahiretini de feda etmeye hazır olduğunu söylüyor. İnsanın en büyük arzularından birisi, Cennnete girebilmek olduğu halde, başkasının imanını kurtarmanın verdiği lezzet, Cennet lezzetinden daha önce geliyor. Bu nasıl bir fedakârlıktır, anlamak kolay değildir. Demek ki iman hizmeti, Cenneti dahi feda ettirecek bir lezzet veriyor. Bu lezzeti hissetmek için Bediüzzaman gibi Sahabe imanına sahip olmak gerekiyor.

Yine Bediüzzaman Hazretleri, Eşref Edib’e verdiği bir mülakâtta “Kur’ân’ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa Cenneti de istemem, orası da bana zindan olur. Milletimizin imanını selâmette görürsem Cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü vücudum yanarken gönlüm gül gülistan olur.” diyor. Kurân sevgisi ve Kur’ân’a hizmetteki fedakârlık ancak bu kadar fedakârane ifade edilebilir.

Bugün insanlar başkaları için cüz’i bir fedakârlık yaparken bir zorlanıyorlar.  Başkasının istirahati için kendi rahatından vazgeçmek istemiyorlar. İman Kur’ân hizmetinin verdiği lezzet ne kadar büyük bir lezzet ki, Üstad’ı dünyasından da, Cennetinden de vazgeçirtiyor. İşte bu lezzeti  hissetmek için  de........

© Yeni Asya