Daha hakkın kalmadı
Bu cümlelerin ifade ettiği manalar, meseleye nereden baktığınıza göre değişir. Üstad Hazretlerinin hayatına baktığımız zaman, her iki paragrafın bir biriyle çelişmediğini, aksine bir birini doğruladığını görürüz.
Birinci kısımda, “Çekmediğim cefa, görmediğim eza kalmadı” derken doğruyu söylüyordu. Gerçektende hayatı eza ve cefa içinde geçmişti. Mahkemeler, hapisler, sürgünler, defalarca zehirlenmeler... Bütün bunlar, izzetine ve hürriyetine çok düşkün olan Bediüzzaman için katlanılacak bir hayat değildir.
Gün olmuş, mecnun diye tımarhaneye atılmış, gün olmuş, Divan-ı Harb-i Örfî’de idamla yargılanmış, zaman gelmiş, defalarca zehirlenmiş, “Eğer dinim intihardan beni men etmeseydi, belki bugün Said topraklar altında çürümüş gitmişti.” diyecek kadar canından bezdirilmiştir.
Buna rağmen, nasıl oluyor da,”yüzde doksan adamdan ziyade zevklerden hisseni almışsın” diyebiliyor? Üstad Hazetleri bu cümleyi söylerken de doğruyu söylüyordu.
Bediüzzaman’ın zevk anlayışına baktığımız zaman, yani nelerden zevk alır, onu ne mutlu eder diye düşündüğümüz zaman, yukarıdaki sözün manasını daha iyi anlarız. Dünya hayatı yönünden, gerçekten de her insanın tahammül edemeyeceği şiddette muamelelere maruz kalmıştır. Fakat bu ağır şerait altında, asıl gayesi olan Kur’ân ve iman hizmetindeki muvaffakiyetleri........
