menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Selâmı kaybetmek (1)

11 1
10.02.2026

"Dünyanın en çok konuşulan dillerinde selâmlaşma hâlâ bir 'hayır temennisi' iken; Türkçede selâmın neden içi boş bir ses kalıbına indirgendiğini hiç düşündünüz mü?"

Küçük Kelimelerin Büyük Hafızası

Dil, bir toplumun yalnızca iletişim aracı değil; hafızası, inancı ve dünyayı algılama biçimidir. Bu yüzden bazı kelimeler vardır gündelik hayatta sıradan görünür, fakat arka planında köklü geçmişe sahiptir. Selâmlaşma bunların başında gelir. Çünkü söz konusu eylem, insanın karşısındakine ve hayata nasıl baktığını gösteren en kısa ve en sık tekrar edilen ifadedir.

Bugün yaygın biçimde kullanılan “günaydın” ve ısrarla yerleştirilmeye çalışılan fakat beklenen kabulü görmeyen “tünaydın” sözleri, bu açıdan hiç masum değildir; geleneğin yerine ikame edilmiş, ruhundan koparılmış bir selâm anlayışının ürünüdür. Burada mesele kelime tercihi değil; selâmlaşmanın anlamdan, hayırdan ve duadan bilinçli olarak yoksun bırakılmasıdır.

Bizde Selâm Ne Anlama Gelirdi?

Selçuklu’dan, hatta ondan da öncesinden günümüze Türk-İslâm geleneğinde selâmlaşma, tarih boyunca iyi dilek temennisi olarak şekillenmiştir. “Selâmünaleyküm,” Allah’ın selâmetini dilemektir. “Hayırlı sabahlar,” “hayırlı........

© Yeni Asya