Türkiye’de Fink atan Larry Fink ve Trink dolarları
Ankara kulislerinde bugünlerde tek bir soru var:
Cebinde 15-20 milyar dolarlık trink para ile gelen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşen dünyanın en büyük para kasası BlackRock’un patronu Larry Fink Türkiye’de neden fink atıyor?
1988’de Blackstone adlı şirketten ayrılan Larry Fink BlackRock şirketini kurdu.
Blackstone’un (Siyah Taş) iş modeli basit ama çok acımasızdır: "Al, Düzelt, Sat!"
Emlak Kralı olarak dünyanın en büyük gayrimenkul sahibidir. Otellerden lojistik merkezlerine, ofis binalarından devasa konut projelerine kadar her şeyi alırlar. Kiraları belirleyen gizli eldirler.
Zor durumdaki veya potansiyeli olan dev şirketleri satın alırlar. İşçi çıkarma, küçülme, verimlilik artışı yapıp şirketi cilalar ve birkaç yıl sonra kat kat fazlasına satarlar.
Bankaların kredi vermediği veya yüksek riskli gördüğü ülkeleree, "tefeci" titizliğiyle devreye girerler. Borçlandırarak kontrolü ele alırlar.
Larry Fink, Blackstone’dan ayrılıp eski şirketine "O taştan daha büyüğüz, sarsılmaz bir kayayız" diye selam gönderip, "Siyah Kaya" (BlackRock) ismini seçti.
BlackRock, dünyadaki en büyük Gölge Bankacılık (Shadow Bank) yapısı olarak kabul ediliyor.
Resmi bir banka değil ama devletleri borçlandıracak kadar büyük olan 10 trilyon doları yönetiyor.
Kredi verdiği ülkelerde destekleyecekleri siyasetçileri sandıkta değil, "Varlık Yönetimi" ve "Kredi Muslukları" üzerinden belirliyor.
İran’a saldıran Amerika ve İsrail’in yeni hedefleri; Enerji kaynakları, Havalimanları, Enerji nakil hatları, Limanlar ve Enerji boru hatları ve Türkiye açısından Blackstone’un iştahını en çok kabartan ise Türkiye’nin dev Varlık Fonu.
Hem Cumhurbaşkanı hem Varlık Fonu başkanı ile Fink’in görüşmesinin ayrıntılarını elbette bilemeyiz ama bildiğimiz şudur:
BlackRock ve Larry Fink demek Trink dolar demektir.
Bu parayı babasının hayrına mı öneriyor Fink? Bir cent menfaati olmazsa elbette tek bir kör kuruş dahi vermez
Küresel sermaye trilyoneri Fink "trink" dolarları masaya koyuyorsa, karşılığında "siyasi ve stratejik" rehin almak istiyordur.
Mersin-İzmir-Tartus Üçgeni: Enerji mi, Terör Hattı mı?
Amerikan Büyükelçisi Thomas Barrack’ın “Türkiye ve Suriye enerji dağıtım merkezi olacak” ifadesi bir kehanet mi ve Dolmabahçe’de fink atan Fink’in Erdoğan’a sunduğu proje mi?
Planlandığı iddia edilen proje şu: Mersin, İzmir ve Suriye’de Tartus üzerinden devasa petrol ve doğalgaz hatları oluşturmak.
Çünkü İran’ın Körfez’deki enerji altyapısına saldırıları, Suudi Arabistan (Aramco) ve Katar’ı (Qatar Energy) alternatif yol aramaya itti.
1940’larda rafa kalkan Trans- Arabian Line (TAP line) projesini yeniden canlandırmak istiyorlar.
Ancak bu hattın yolu Suriye’den, yani PKK/PYD’nin cirit attığı bölgelerden geçiyor.
Sykes-Picot’un 2026 Modeli: "Enerji Hamallığı" Tuzağı mı?
ABD’nin "Sizi enerji üssü yapacağız" vaadi, aslında 1916’daki Sykes-Picot’un 2026 güncellemesidir.
BlackRock ve Suudi Varlık Fonu: Siyonizm’in Finansal Kıskacı
Larry Fink Ankara’ya boşuna gelmedi. BlackRock, 2025’te duyurduğu küresel altyapı hamlesi için 12,5 milyar dolara GIP’ı (Global Infrastructure Partners) satın aldı.
Suudi Arabistan Varlık Fonu (PIF) ile imzaladıkları stratejik ortaklık, Larry Fink’i bölgenin "eş başkanı" yaptı.
Fink Ortadoğu’da İsrail ve Suudi Arabistan ile fink atmayı başardı.
Erdoğan’a sunulan o "trink dolarların" hedefi; Türkiye’yi bu ikiliye partner yaparak üçlü saç ayağı oluşturma stratejisi mi?
Trump ve trink dolarlar…
ABD, İsrail’e her yıl milyarlarca dolar "hibe" akıtırken yüzde 75’nin karşılığında silah satarken İran’a beraber saldırmayı sürdürüyor.
Son açıklamalara göre Trump Orta Doğu ülkelerini füzelerden koruma karşılığında savaş tazminatı alacakmış.
Bölgenin tüm mülteci yükünü ve terör faturasını sırtlayan Türkiye’ye ise sadece "faizli ve teminatlı kredi” için Fink’i aracı kılıyor.
Eğer Trump, İran’a alternatif enerji hattı için lojistik destek bekliyorsa; Larry Fink’in zehirli kredisini teklif etmeyi bıraksın.
Türkiye'nin son yıllardaki mülteci maliyeti olan 100 milyar doları dikkate alarak İsrail’e yaptığı gibi Türkiye’ye an az 50 milyar dolarlık "Hibe Tazminat" ödemelidir.
Bu rakam ise Erdoğan’ı yere göğe sığdıramayan Trump açısından çerez sayılabilir.
