menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO + ABD: Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık

255 0
29.06.2026

Türkiye’nin NATO ve ABD ile olan ilişkileri hiçbir zaman pürüzsüz bir ortaklık zemininde yürümedi. Ancak son yıllarda yaşanan gelişmeler, müttefiklik maskesinin altındaki o soğuk, hesapçı ve ikiyüzlü çehreyi hiç olmadığı kadar berrak bir şekilde gözler önüne seriyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın meydanlarda göğsünü gere gere söylediği "Türkiye, NATO’nun en güçlü, en kritik üyesidir." sözü dillere pelesenk oldu. Madem ittifakın doğu sınırındaki en büyük kalesiyiz, o hâlde sormak gerekir:

Neden kendi paramızla Patriot hava savunma füzesi almak istediğimizde Washington engeline takılıyoruz? Neden parasını peşin ödediğimiz ortak üretim programı F-35’ten hukuksuzca dışlanıyoruz? Neden hava kuvvetlerimizin omurgasını koruyacak F-16 modernizasyon kitlerini bile binbir diplomatik talebimize karşın vermiyorlar?

Amerika ve NATO’ya soruyorum: Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğine kadar uzanan devasa diplomatik tavizler vermemizin karşılığı bu mudur?

Türkiye neden tavizkâr, Amerika ve NATO neden hilekâr?

Konu Türkiye’nin ulusal güvenliği olduğunda NATO liderleri neden hep kafalarını başka yöne çeviriyor?

Aslında bu can yakıcı sorunun cevabı, tam 74 yıllık bir ikiyüzlülük tarihinin tozlu sayfalarında sarih bir şekilde gizlidir.

74 Yıllık Sadakatin Bedeli: Kore’den Kürecik’e

Türkiye, NATO kapısından içeri 18 Şubat 1952’de girdi. Kolay bir kabul değildi bu; Ankara, üyeliğin vizesini 1950’de binlerce kilometre ötedeki Kore Savaşı’na asker göndererek; Kunuri’de, Seul’de 700’den fazla evladının canı ve kanı pahasına aldı.

Soğuk Savaş boyunca Sovyet tehdidine karşı NATO’nun güney kanadını tek başına göğüsledi; topraklarında nükleer Jüpiter füzelerine ev sahipliği yaparak kendisini doğrudan Sovyet nükleer füzelerinin hedef tahtasına koydu. Kosova’da, Bosna’da, Afganistan’da ittifak ne zaman elini taşın altına koymasını istese, Türk askeri en ön safta yer aldı. Bugün hâlâ İzmir’de NATO Müttefik Kara Komutanlığı konuşlu; Malatya Kürecik Radar Üssü ise ittifakın adeta erken ihbar gözü vazifesini görüyor.

Peki, Türkiye bu sarsılmaz sadakatin karşılığında ne gördü? Koca bir hayal kırıklığı.

NATO liderleri Türkiye’ye zirve için gelmeden önce, kendilerini korumak amacıyla geçici Patriot bataryaları gönderdiler. Zirve biter, liderler de Patriotlar da "bye bye" der, gider… Türkiye, "Bana bu füzeleri parasıyla satın." dediğinde ise Washington’dan derin bir........

© Yeni Ankara