menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kimse kendini kandırmasın

67 0
16.03.2026

Türkiye’de hukuk sistemini anlamak için artık anayasa kitaplarını karıştırmak yetmiyor. Siyasi demeç arşivlerini de açmak gerekiyor.

Çünkü bu ülkede bazen mahkeme kararlarını hukukçulardan önce siyasetçilerin sözleri açıklıyor.

Bazen de verilen kararın ne kadar hukuki olduğu değil, kimin işine yaradığı konuşuluyor.

Son günlerde Danıştay 5. Daire’nin Barış Akademisyenleri kararında Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığına işaret eden tutumu bu yüzden dikkat çekti.

Eski AKP Milletvekili Hüseyin Kocabıyık’ın hakimleri “Anayasaya sadakatlerinden, AYM kararlarına saygılarından dolayı” kutlaması boşuna değildi.

Normal bir hukuk devletinde bu tür bir kutlama garip karşılanırdı.

Çünkü bir hakimin Anayasa’ya uyması alkışlanacak istisnai bir davranış değil, görevinin ta kendisidir.

Ama Türkiye artık normal olanın bile olağanüstüymüş gibi takdim edildiği bir ülke haline geldi.

Prof. Dr. Metin Günday’ın dikkat çektiği çelişki de tam burada başlıyor.

Aynı Danıştay 5. Daire, kısa süre önce Barış Akademisyenleri dosyasında AYM kararını kendisi için bağlayıcı görmeyen bir çizgideydi.

Şimdi ise farklı bir yaklaşım ortaya koyuyor.

Peki o zaman soru açık değil mi?

Dün aynı ülkede, aynı hukuk düzeninde, aynı anayasa yürürlükteyken mağdur edilenler ne olacak?

Hukuk güvenliği dediğimiz şey, mahkemelerin rüzgâra göre yön değiştirmemesi değil midir?

Bir mahkeme bugün başka, yarın başka konuşuyorsa burada sadece içtihat değişikliği yoktur.

Burada vatandaşın hukuka güvenini kemiren derin bir belirsizlik vardır.

Türkiye’de en istikrarlı alanın, ne yazık ki hukuki istikrarsızlık haline gelmesi işte böyle bir şeydir.

Sorun sadece Danıştay’la da sınırlı değil.

Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamama tavrıyla gündeme gelen dairenin Yargıtay 3. Ceza Dairesi olduğunu özellikle hatırlatayım.

Can Atalay dosyasında yaşananlar, yüksek yargı organlarının bile anayasal hiyerarşi konusunda ortak bir zeminde buluşamadığını gösterdi.

Bir yüksek mahkeme “hak ihlali var” diyor.

Bir başka yüksek yargı organı fiilen “ben bunu tanımıyorum” çizgisine geliyor.

Sonra da bu millete hukuk devleti masalı........

© Yeni Ankara