Bir fuarın daha sonuna geldik
ATO Congresium'da düzenlenen kitap fuarına son gününde gidenlerden biriyim. Bu fuara katılmak bir kültür şöleni olacakken adeta bir çile gününe dönüştü. Daha fuar alanına yaklaşırken başlayan araç yoğunluğu, ziyaretçileri kitaplardan önce sabırla sınadı. Dakikalar süren bekleyişler, daralan yollar, kontrolsüz park giriş-çıkışları...
Çevredeki otoparklarda yer bulamayınca şansımızı ATO'nun kapalı otoparkında denedik. Ancak açık söylemeliyim ki ücret hiç de hoş bir miktar değildi. Değnekçi edasıyla kesilen ücretler ATO'ya yakışmadı doğrusu. Otopark sorunu ise bu tablonun en can sıkıcı parçasıydı. Böylesine büyük bir etkinliğe gelen binlerce insanın araçlarını nereye bırakacağı yeterince düşünülmemiş izlenimi veriyordu.
Kabul etmeli, Ankara artık çok kalabalık. Otoparkçılık da inanılmaz büyük bir sektör hâline gelmiş durumda. Cumartesi günü Kale içinde de bir düğün organizasyonuna katıldım. Daha arabanın ucunu görür görmez, sizi oltaya yaklaşmış balık gibi kavrayıp yakalıyorlar. Birileri çoktan Ankara'nın köşesini kıyısını tutmuş. İşi de geliştirmişler vesselam; kartla ödeme bile kabul ediyorlar.
Kültüre erişimin ilk adımının bu kadar yorucu olması hevesimizi kırmadı tabii ki. “İçerinin kitap kokusuna eriştiniz mi yorgunluğunuz geçer” demek isterken, giriş ücretlerini konuşmadık değil mi? Hafta içi öğrenci indirimi varmış; ancak hafta sonu sabit bir fiyat uygulanıyor. Yine bir nakit boğuşması ile karşı karşıya kitapseverler.
İçeri girildiğinde ise kalabalık yoğunluk hem sevindirici hem yorucuydu. Eminim son gün oluşundan mütevellit bir durum; çünkü geçen sene daha ferah bir fuar gezisi olmuştu. Bir kitabı incelemek için durmak, arkadaki kalabalığın sabırsız bakışlarına maruz kalmak demekti. İmza günleri, yayınevi stantları ve kampanya köşeleri önünde yığılmalar...
Gençler, popüler olan; internette gördüğü yayınları ya da yazarların kitaplarını almayı tercih ediyor çoğunlukla. Klasiklerin bağımlıları da var elbette. Aileler ise zekâ geliştirici, dikkat toplayıcı yayınları incelerken; bir kesim de TYT, AYT tarzı kitaplara yöneliyor. Minikler de unutulmamış tabii ki: farklı zekâ oyunları, küçük, renkli ve ilgi çekici hikâyeler...
Ancak okurlar, “fuar fırsatı” umuduyla geldikleri yerde çoğu zaman piyasa fiyatlarına yakın etiketlerle karşılaştı. Bu görünen tablonun en güzel yanı ise; trafik, park yeri ve ücret sıkıntısına rağmen stant gezen insanların yoğunluğu. Hemen hemen herkesin elinde birkaç kitapla çıkışı, “yorgunluğa değdi” dedirtiyor.
Stantlar sadece yayınevlerinin ürünlerini satmıyor; ikinci el kitaplar da satışta yerini almış. Aynı zamanda kendi kitaplarını imzalayan yazarlarımızın önünde de uzun kuyruklar vardı. Birikimin bu kadar güzel yazılarla kitaplaşıp önümüze konmasını sağlayan kıymetli yazarlarımızı orada görmek çok nezih bir durum. Her birinin kalemine sağlık.
Umarım bir dahaki organizasyonda daha rahat bir otopark ve daha ferah bir havalandırma olur. E tabii, ücretler de biraz daha makul olursa en azından öğrencilerimiz için sevindirici olur. Umarım bir dahaki kitap organizasyonunda siz kitapseverlerle aynı ortamda, yan yana oluruz.
Raflarınıza yeni kitaplar eklemeniz dileğiyle...
