menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ya muhalif olsaydı

4 0
01.09.2026

Türk siyaseti, uzun yıllardır devam eden iktidar pratiğinde en çok "yerli ve milli" kavramını kullandı. Ekranlarda, miting meydanlarında ve sosyal medya mecralarında Batı dünyası; Türkiye’nin kuyusunu kazan, ekonomik büyümesini kıskanan ve milli birliğine kasteden bir şer odağı olarak tasvir edildi. Bu retoriğin en agresif, en tavizsiz ve en yüksek sesli temsilcilerinden biri hiç şüphesiz eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’ti. Ancak Gökçek’in gazeteci Sinan Burhan’a yaptığı açıklamalar ve buradaki itiraflar, bu görkemli siyasi söyleminin arkasında saklanan derin çelişkiyi ve samimiyet krizini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Meseleyi tamamen uzmanların ve yargının alanına giren hukuki boyutundan, yani paranın kaynağı veya transfer şekillerinden ayırarak, saf bir siyasi etik ve toplumsal algı süzgecinden geçirmek gerekiyor. Karşımıza çıkan tablo, Türk sağ siyasetinin elitizmini ve halka reva gördüğü dünya ile kendi ailesine inşa ettiği gelecek arasındaki derin uçurumu simgeliyor.

Gökçek, kamuoyuna yansıyan iddialar karşısında kendisini savunurken; oğlu Ahmet Gökçek ve torunlarının Almanya’da şirket kurduğunu, gayrimenkul edinerek Alman vatandaşlığı alma sürecine girdiklerini açıkça kabul etti. Yıllarca televizyon ekranlarında "Almanya bizi kıskanıyor", "Batı çöküyor", "Avrupa bitti" algısını canlı tutmaya çalışan bir siyasi aktörün, kendi soyunu ve geleceğini yine o "çöken" Batı’nın hukuki ve ekonomik güvencesine teslim etmek istemesi mantıksal bir intihardır. Sıradan vatandaşa her fırsatta "vatan, bayrak, beka" edebiyatı üzerinden sabır, kanaat ve Batı karşıtlığı aşılanırken; gücü, serveti ve ayrıcalığı elinde bulunduranların çocukları için ilk fırsatta bir Avrupa pasaportu peşine düşmesi, toplumsal adalet duygusuna indirilen en ağır darbelerden biridir. Bu durum, siyasi elitlerin ürettiği ideolojinin sadece halkı konsolide etmek için kullanılan bir enstrüman olduğunu, kendilerinin ise modern, seküler ve hukukun üstünlüğünün cari olduğu Batı standartlarında konforlu bir yaşamı arzuladıklarını açıkça kanıtlamaktadır.

Bu açıklamaların en düşündürücü taraflarından biri de Melih Gökçek’in bu durumu son derece normal, sıradan bir ticari hamle gibi sunma gayretidir. Gökçek, yapılan yatırımları ve kurulan ortaklıkları meşrulaştırmak için mevcut Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın kızının İngiltere’deki ev........

© Yeni Ankara