‘Tanrı çözemedi’ ABD çözecek öyle mi?
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın Orta Doğu'ya ilişkin sözleri, diplomatik bir cümlenin çok ötesinde anlam taşıyor.
Barrack, “Bütün 57 peygamber bu posta koduna gönderildi. Tanrı çözemedi, peygamberler çözemedi; bizim bir buçuk yılda çözmemiz herhalde biraz zor” anlamına gelen bir ifade kullandı.
İlk bakışta bu söz, Orta Doğu'nun karmaşıklığına dair esprili bir Amerikan özgüveni olarak görülebilir. Fakat biraz durup düşününce insanın aklına başka bir soru geliyor:
Orta Doğu gerçekten Tanrı'nın ve peygamberlerin çözemediği bir coğrafya mı, yoksa son yüzyılda büyük güçlerin müdahaleleriyle çözümsüz hâle getirilen bir coğrafya mı?
Çünkü Barrack'ın tarih cetvelinde ciddi bir eksik var.
Orta Doğu'nun önemli bölümü yaklaşık dört asır boyunca Osmanlı idaresinde kaldı. Elbette Osmanlı dönemi bir barış ve adalet ütopyası değildi. İsyanlar, savaşlar, mezhep çatışmaları ve iktidar mücadeleleri yaşandı. Fakat bugünkü anlamıyla uluslararası güçlerin sürekli müdahalesiyle şekillenen, sınırların sürekli tartışıldığı ve vekâlet savaşlarının birbirini izlediği bir Orta Doğu'dan söz etmiyoruz.
Asıl büyük kırılma, imparatorlukların dağılmasıyla birlikte bölgenin İngiltere ve Fransa başta olmak üzere Batılı güçlerin nüfuz alanına dönüşmesiyle başladı.
Sonrasında Amerika geldi.
Irak'ın işgali, Afganistan, Libya, Suriye'deki vekâlet savaşı, İran'la uzun yıllara yayılan gerilim ve nihayet İsrail-İran savaşı… Bütün bunların ortak özelliği, Orta Doğu'nun kendi iç dinamiklerinden ibaret olmamalarıdır.
Nitekim bugün Washington'da ve Batı'nın önemli düşünce kuruluşlarında bile Amerikan politikalarının bölgede beklenmeyen sonuçlar ürettiği açıkça tartışılıyor. Brookings'ten Philip Gordon, 2026 İran savaşının ABD'nin bölgedeki güvenilirliğini zayıflattığını ve Körfez ülkelerini güvenlik ortaklıklarını........
