menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mevsimleri en son ne zaman hissettik?

8 0
17.07.2026

Son zamanlarda kafanızı kaldırıp gökyüzüne, bir ağacın yaprağına ya da toprağın o yağmur sonrası yayılan kokusuna ne kadar vakit ayırdınız? Sokağa çıktığımızda, caddelerdeki o amansız koşturmacanın ortasında zihnimiz hep aynı yere kilitlenmiş durumda: Bir sonraki randevuya yetişmek, faturaları denkleştirmek, en şık semtlerdeki yüksek binaların gölgesinde kendimize yer açmak... Modern dünya bize öyle devasa şehirler, öyle parıltılı caddeler inşa etti ki, ayaklarımızın altındaki o canlı, bizi besleyen toprağı tamamen unuttuk.

Bizler artık mevsimleri takvim yapraklarından ya da vitrinlerdeki kıyafet değişimlerinden takip eden "beton taşralıları" hâline geldik. Peki, o parıltılı cam kulelerin içinde, doğanın o dürüst ve kadim ritmini nerede düşürdük?

Asfaltın Üzerindeki Sahte İhtişam

Bugün büyük şehirlerin en lüks caddelerinde yürüyoruz. Altımızda son model araçlar, üzerimizde jilet gibi takımlar, ceplerimizde en yüksek unvanların yazılı olduğu kartvizitler... Her şey o kadar steril, o kadar kusursuz ki. Evimizden çıkıp otoparka iniyor, oradan iş yerimize geçiyor ve günü gökyüzünü bile tam görmeyen pencerelerin arkasında tamamlıyoruz. Doğa, modern insan için artık sadece hafta sonları gidilen yapay parklardan ya da tatil beldelerindeki parlatılmış plajlardan ibaret.

Ancak bu sahte konforun arkasında devasa bir ruh yorgunluğu saklanıyor. Çünkü insan, topraktan kopup betona gömüldükçe içindeki o harbi huzuru da kaybediyor. Mevsimlerin geçişini hissetmeyen, bir tohumun çatlayıp filizlenmesindeki o muazzam sabrı görmeyen insan ruhu, zamanla hırçınlaşıyor, sabırsızlaşıyor ve bencilce bir tüketim çılgınlığına sürükleniyor. Fiyatı olan her konforlu alanı satın alabiliyoruz belki; ama değeri olan o tabiatın sessizliğini, toprağın o dertsiz güvenini hiçbir parayla hayatımıza katamıyoruz. Şehir büyüdükçe, insan küçülüyor; binalar yükseldikçe, ruhlar zemin katın........

© Yeni Ankara