En büyük sorunumuz geçim mi, alışmak mı?
Sokakta kime sorsanız aynı cevabı veriyor:
"Hayat pahalı." Market pahalı.
Kira pahalı. Faturalar pahalı. Ulaşım pahalı.
Bir zamanlar lüks sayılan şeyler artık ulaşılmaz hâle gelmiş durumda. Fakat bütün bunlardan daha tehlikeli bir şey var.
İnsan, dünyanın en dayanıklı canlısıdır. En zor şartlara bile zamanla uyum sağlar. Belki de bu yüzden yaşadığımız birçok sorunu artık normal karşılamaya başladık. Eskiden bir ürüne gelen zam günlerce konuşulurdu. Şimdi markette fiyat değişmeyince şaşırıyoruz. Eskiden bir ev almak gençlerin doğal hedefiydi. Bugün birçok genç ev sahibi olmayı değil, kirayı ödeyebilmeyi başarı olarak görüyor.
Eskiden insanlar emekliliği dinlenme dönemi olarak hayal ederdi.
Şimdi emekliler ikinci bir iş bulabilmenin hesabını yapıyor.
Bu yazının konusu ekonomi değil.
Bu yazının konusu alışkanlık.
Çünkü toplumlar sorunlarla değil, sorunları normalleştirdiklerinde kaybetmeye başlar.
Bir çocuk düşünün. Her gün biraz daha kararan bir odada büyüyor olsun.
Karanlık her gün azar azar arttığı için değişimi fark etmeyecektir.
Bir gün dönüp baktığında ise ışığın neredeyse tamamen kaybolduğunu görecektir.
Toplumlar için de durum aynıdır. Büyük değişimler çoğu zaman bir gecede olmaz.
Yavaş yavaş gerçekleşir. İnsanlar da yavaş yavaş alışır.
Sonra bir gün dönüp bakarlar ve yıllar önce hayal ettikleri hayatla bugün yaşadıkları hayat arasında uçurum olduğunu görürler. Bugün gençler gelecek planı yapmaktan çok günü........
