menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Uzun ince bir yol

26 0
17.03.2026

Merhaba değerli okurlarım biliyorsunuz sizlerle bugüne kadar engellilik üzerine yazdığım yazılarımı paylaşıyorum. Bugünden sonra ülkemizde ve dünyada engellilere örnek olmuş engelli bireyler hakkında bazı yazılar paylaşacağım.

Kendimde bir görme engelli olarak bugün sizlerle Âşık VEYSEL’İ paylaşmak istiyorum.

Bu yazıyı, büyük ozan Aşık Veysel’in ölüm yıl dönümünde, onun anısını yaşatmak için kaleme aldım. Onu sadece 21 Martlarda hatırlamadığımızın somut bir ifadesidir bu yazı.

Uzun, ince bir yolda yürüdü Veysel. Karanlık emzirirken çocukluğunu o, erkenden büyümenin omuzlarına yüklediği ağırlıkla, yaşamın girdaplarında, gelgitlerin kıskacında sûretiyle tanıştı sazın. Giydi hem bedenine, hem de ruhuna aşk denilen zelzeleyi.

İki kapılı handa, esmerliğine inat, bakışlarındaki aykırılığa inat, masmavi memleket türküleri söyleyerek yol aldı Veysel. Hiç görmediği güneşe boyadı kelimeleri; yağmurunda ıslandı ilkyazların; ilkyazları dokudu sazının parmaklarına.

Diyar diyar soludu ışığı; paylaştıkça içindeki ışığı çoğalttı. Her yanı sardı yeşil, mavi, ak ve kırmızı... Katıksız gözleriyle, bilgece elleriyle, masalsı bir yaşamı süzüp karanlığından, aydınlık olsun diye memleketinin yarını altına imzasını attı onca dilsiz mısraların. Ücra uçurumlarda çiçek açtıran sazıyla, hoyrat ve kerpiç kasabayı yüreğinin nuruna boğdu. Ayak bastıkça o unutulmuş ufuklara, ufuklar türküye, memleket kokusuna durdu.

Veysel, aşık Veysel… Evrenselliği söyleyen, dostluğa çağıran, sevmeyi yaşamın diğer adı sayan büyük ozan… Özünü özümsemiş, karanlığıyla uzlaşmış, yaşamı içselleştirmiş, kendine........

© Yeni Ankara