Kapısı açık, cebi açık, kalbi büyük bir doktor: Necati Taşkın
Ama bu şehirde bazı isimler vardır…
Adres sorulmaz, tarif edilmez.
Uzm. Dr. Necati Taşkın…
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu.
Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı.
Esenyurt Devlet Hastanesi’nde başhekimlik yaptı.
Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yöneticilik yaptı.
Zeytinburnu’nda yıllarca görev aldı.
Bugün de hâlâ görevde.
Ama onu anlatırken makamdan başlamak eksik kalır.
Çünkü Necati Taşkın’ı anlatan şey koltuğu değil…
Bir hastane koridoru düşünün…
Bekleyen insanlar var.
Ben birkaç kez şuna bizzat tanık oldum.
Sigortası olmayan geldi.
Parası yetmeyen geldi.
Yüzünde o tanıdık ifade:
Sonra cebine davrandı.
“Tamam… Bunu ben hallederim.”
Bunu gösteriş için yapmadı.
Kimse duysun diye yapmadı.
Fotoğraf vererek hiç yapmadı.
İşte bazı iyilikler bağırmaz.
Halk arasında bir söz dolaşır:
“Başın düşerse dara, Necati Hoca’yı ara.”
Kolay oluşmaz böyle cümleler.
Odasında çerçeveli bir şiir var.
Prof. Dr. Arslan Sanal yazmış.
Tamamı duvarda asılı duruyor.
Şiirin ilk satırları çok şey anlatıyor:
“Doktor Necati Taşkın, dost ararsan halisi…”
Bazen tek mısra bir insanın özgeçmişinden daha fazlasını söyler.
Şiirde çay ikramından söz edilir…
Güler yüzden söz edilir…
Zengin-fakir ayırmamaktan söz edilir…
Yani şiir, şiir olmaktan çıkmış…
Bir karakter tespiti olmuş.
Bir de memleket tarafı var.
Karadeniz insanının o netliği…
Sözünün arkasında durma hali…
Ve koyu Trabzonspor sevdalısı.
Maç muhabbeti açılsın…
Yüzüne başka bir tebessüm gelir.
Çünkü insan bazen doğduğu şehri ömür boyu taşır.
Masanın arkasında oturanlardan değil.
Koridoru bilenlerden.
Vatandaşın dilini bilenlerden.
Dert görünce yönünü değiştirenlerden değil, dert olana yönelenlerden.
Türkiye’de hastane yapılır.
Ama bir sağlık kurumunu asıl büyüten şey, içindeki insan kalitesidir.
Dr. Necati Taşkın gibi isimler olduğu sürece vatandaş kapıya umutla gelir.
Çünkü bazı doktorlar reçete yazar…
Necati Taşkın, geride iz bırakanlardan.
Allah sayılarını artırsın.
