Makamın gölgesinde kaybolan ahlak
Uşak’ta gündeme gelen haver ve görüntüler toplum vicdanını derinden yaraladı.
Tartışılan mesele yalnızca kişisel bir ilişki iddiası değildir. Asıl mesele, kamu gücü ile ihtiyaç arasındaki dengesizliğin ortaya çıkardığı ahlaki sorundur.
Bir tarafta seçilmiş bir belediye başkanı…Diğer tarafta iş arayan, geçim mücadelesi veren bir insan…
İşte sorun tam burada başlıyor.
Kamu görevi, makamın sağladığı gücü kişisel alan hâline getirme hakkı vermez. Çünkü belediye başkanı yalnız kendisini değil, devleti ve kamu güvenini temsil eder.
İş umuduyla gelen bir insan karşısında makam üstünlüğünün tartışmalı biçimde kullanılması toplum vicdanında kabul görmez.
Siyaset ayrıcalık değil, emanettir.
Millet sandıkta sadece oy vermez; güven teslim eder. O güven zedelendiğinde zarar gören tek bir kişi değil, kamu yönetimine duyulan inanç olur.
Hangi görüşten, hangi siyasi partiye mensup olursa olsun; bu tür zihniyeti bozuk anlayışlardan siyaset ve kamu yönetimi arındırılmalıdır.
Kamu makamları kişisel ihtirasların değil, adaletin ve liyakatin yeridir.
Koltuk geçicidir.Güç geçicidir.Vicdan kalıcıdır.
Siyaset önce karakterdir, sonra hizmettir.
