menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mansur Yavaş ve siyasetin yeni sınavı

10 0
25.09.2026

Mansur Yavaş'ın CHP'den istifa ederek siyasi yoluna bağımsız devam edeceğini açıklaması, yalnızca bir belediye başkanının partisinden ayrılması olarak okunmamalıdır.

Çünkü Mansur Yavaş'ın siyasi hikâyesi, Türkiye'deki parti siyasetinin son otuz yılına yayılan daha büyük bir dönüşümün de hikâyesidir. Bugün gelinen noktayı anlayabilmek için biraz geriye gitmek gerekiyor.

Herkesin kabul etmesi gereken ilk gerçek şudur: Mansur Yavaş, sol tandanslı bir siyasi hayatın içinden gelmedi. Tam tersine, siyasi kimliğinin önemli bir bölümü Milliyetçi Hareket Partisi çizgisinde şekillendi.

1994'te MHP'den Beypazarı Belediye Başkan adayı oldu. Seçilemedi. 1999'da yüzde 51'in üzerinde oyla Beypazarı Belediye Başkanı seçildi. 2004'te oyunu daha da artırarak ikinci kez belediye başkanı oldu.

Beypazarı yılları ise Mansur Yavaş'ın siyasi kariyerinin en önemli aşamalarından birinioluşturdu.

Tarihî Beypazarı konaklarının korunması ve restorasyonu, ilçenin turizm potansiyelinin ortaya çıkarılması, yerel ekonominin canlandırılması ve Beypazarı'nın Türkiye çapında tanınan bir marka hâline gelmesi, onun yalnızca bir parti mensubu olarak değil, bir yerel yönetici olarak da tanınmasını sağladı.

Üstelik bu süreçte aldığı ödüller ve oluşturduğu belediyecilik modeli, kendi siyasiçevresinin dışına taşan bir kabul gördü.

Yani Mansur Yavaş'ın siyasi hikâyesindeki ilk önemli unsur, partisinden bağımsız olarak oluşturduğu yerel yönetici kimliğidir.

2009 yerel seçimlerinde MHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldu ve yaklaşık yüzde 27 oy aldı. O seçimde Ankara'da İbrahim Melih Gökçek yeniden kazandı. Yavaş ise üçüncü sırada kaldı.

Fakat ortaya başka bir gerçek çıktı:

Mansur Yavaş, Ankara'da yalnızca MHP seçmeninin oyunu alabilecek bir aday değildi. Farklı siyasi görüşlerden seçmenlerin de dikkatini çekebilen bir isim hâline gelmişti. Ve Türkiye siyasetinde bazen bir siyasetçinin kaderini, partisinin aldığı oy kadar, başka seçmen gruplarında oluşturduğu karşılık da belirler.

2013'e gelindiğinde Yavaş'ın siyasi rotası değişti.

MHP'nin 2009'dan sonra Ankara için yeniden aday göstermemesi sonrasında CHP'ye geçiş süreci başladı. Kemal Kılıçdaroğlu'nun davetiyle CHP'ye katılması gündeme gelen Yavaş'ın parti üyeliği 21 Aralık 2013'te CHP Merkez Yönetim Kurulu kararıyla kabul edildi.

2014 yerel seçimlerinde CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldu.

İşte burada Türk siyasetinin ilginç paradokslarından biri ortaya çıktı. MHP kökenli bir siyasetçi, CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayıydı. Ve çok az farkla seçimi kaybetti.

Yavaş yüzde 43,8 oy aldı ve seçimi 32 bin 187 oy farkla kaybetti. Bu sonuç, Yavaş'ın artık yalnızca MHP tabanının siyasetçisi olmadığını da gösteriyordu.

Sonrası daha da ilginçti. 2016'da CHP'den istifa etti. 2018'de yeniden CHP'ye döndü.

2019'da Millet İttifakı'nın ortak adayı olarak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.

2024'te ise oy oranını daha da yükselterek ikinci dönem için yeniden seçildi.

Bütün bu siyasi yolculuk bize bir şeyi açık biçimde gösteriyor: Mansur Yavaş'ın siyasi gücü, yalnızca bir partinin örgüt gücünden kaynaklanmıyor.

Onun asıl siyasi tecrübesi ve aurası, farklı siyasi çevrelerden seçmenlere ulaşabilmesinde yatıyor. Bugün CHP'den ayrılması da tam bu nedenle sıradan bir parti değişikliği olarak görülmemeli. Çünkü Yavaş bu kez başka bir partiye geçmedi.

PARTİSİZ SİYASET MÜMKÜN MÜ?

Yavaş'ın önünde şimdi çok daha zor bir siyasi sınav var. Bir siyasi partinin teşkilatı, milletvekilleri, belediye başkanları, il ve ilçe örgütleri, seçim organizasyonu ve kurumsal kimliği olmadan, farklı siyasi kesimlerden aldığı desteği aynı zeminde tutabilecek mi?

Bu sorunun cevabını bugün vermek mümkün değil. Fakat Ankara'daki gelişmeler dikkat çekici. Yavaş'ın istifasının ardından sekiz ilçe belediye başkanının da CHP'den ayrılması, gelişmenin yalnızca bireysel bir siyasi karardan ibaret olmadığını gösteren önemli bir gelişme olarak kayda geçti.

Beypazarı, Elmadağ, Kalecik, Güdül, Ayaş, Şereflikoçhisar, Polatlı ve Nallıhan belediye başkanlarının peş peşe istifa etmesi Ankara siyasetindeki dengelerin değiştiğini gösteriyor.

Bir siyasi partiden ayrılanların sayısı, tek başına yeni bir siyasi hareketin ne kadar oy alacağını göstermez. Çünkü siyaset yalnızca isimlerden oluşmaz.

Meclis grubu gerekir.

Yerel teşkilatlanma gerekir.

Seçmen davranışını sürekli kılacak siyasi........

© Yeni Ankara