Tabutuna bayrak da sarsanız, camiye de getirseniz fark etmez!
Tabutuna bayrak da sarsanız, camiye de getirseniz fark etmez!YÜKSEL TOKUR
“Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalar; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile!” (Nisâ Suresi, 78) “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz!” (Hadis-i Şerif) Çok defa belirttik.. Kimseye şahsi düşmanlığımız yok. Zaten çoğunun yüzünü bile görmedim. Ancak; hayattayken yaptıkları, konuştuklarıyla tanıyabiliyoruz.. Cenaze namazlarında: “Nasıl bilirsiniz?” sorusu, öyle iş olsun diye sorulmuyor..
Dini yönden; “iyi” olarak bilinen birisine “kötü”, “kötü” olarak tanınan birisine de “iyi” demek “yalancı şahitlik” olur. Doktorların çaresiz, ilaçların şifasız kaldığında ölüm, eski TBMM Başkanlarından Hüsamettin Cindoruk’u da yakalayıp, bir asra yakın ömrüne son noktayı koydu. Elbette; o da, daha önce ölen herkes gibi ahiret hayatında “ameline göre” muamele görecektir. Ekmek/biçmek durumu işte..
Biz; yaptıklarıyla, söyledikleriyle arkasında bıraktığı “iz” noktasında kısa bir değerlendirmede bulunacağız.. O da; tıpkı Demirel gibi, sağ kulvarda siyasete başlayıp, sonradan evrim (!) geçirip sol kulvara dümen kıranlardan oldu. Anlayacağınız; sağ gösterip, sol vurdu! Gizli, sessiz ve sinsiydi. Genellikle puslu havalarda başını kaldırırdı. Karanlık 28 Şubat sürecinde, tıpkı Süleyman........
