Ölmeyen Medeniyet (2)
Türkiye’nin önce bölgesel güç, sonra da küresel güç olma ihtimalinin önüne geçilmesi çabası vardır. Bunu iyi bilelim. Bütün şer güçler (Başta ABD, İsrail olmak üzere Batı devletleri) bizi düşman olarak görüyorlar ve bütün ilişkilerini ona göre kuruyorlar. Türkiye; hâlâ İslâm medeniyetinin en güçlü temsilcisi ülkedir. İslâm bu toplumun ruhudur, umududur ve ufkudur. İslâm, bu ülkenin istiklal ve istikbalinin tek sigortası, bu ülkenin çocukları huzur içinde, barış içinde yaşasın diye, senin için, benim için, bizden sonraki nesiller için, bu topraklar uğruna can vermenin, kan vermenin, tek asıl ve vazgeçilmez kaynağıdır. İçinde bulunduğumuz olayları görürken, yaşayarak şahidi olduğumuz katliam, kan ve gözyaşı ile sonuçlanan devlet zulmünün çeşitli isimlerle maskelenirken devletimize, milletimize, vatanımıza sahip çıkmanın önemini idrak edelim. Hangi siyasi görüş, ideoloji içinde olsak da. Dünya bizi bekliyor. Türkiye beklenendir. Türkiye özlenendir.
Balkanlar’da iki şey için dua edilir. Birincisi Allah için. İkincisi Türkiye için. Türkiye’nin düşmemesi, toparlanması ve bizi toparlaması için dua ederiz. İmanımızdan aldığımız güç ve tarihimizden aldığımız ilhamla bizler bugün de barışı, huzuru, kardeşliği ve adaleti tesis etmek için mücadele etmekteyiz. Tarihimizi, kültürümüzü, değerlerimizi, bizi biz yapan ve bugünlere getiren zaferlerimizi unutmayalım, unutturmayalım. Batı uygarlığı değil, İslâm Medeniyeti mensubiyetimizi de. İslâm medeniyeti olmadan insanlığın kurtuluşu gerçekleşmez.
Bunları yazarken Üstad Sezai Karakoç’un yarım kalan notumu tamamlayayım.
“Ölümsüzlük, bu medeniyetin özünde olan gizli........
