MUHASEBE
Abdullah bin Mes’ud şöyle der:
“Biz Kur’an’dan on ayet öğrenir, onları anlayıp amel etmeden diğerine geçmezdik.”
Bugün biz ne yapıyoruz? Onlarca cüz okuyoruz ama bir ayetin gereğini yerine getirmekte zorlanıyoruz. Peygamberimiz Kur’an’ın nasıl yaşanacağını bizzat hayatıyla gösterdi.
Kur’an’ı okuyup da onun hükümlerine sırt çeviren, adaleti emreden ayetleri okuyup zulmeden, doğruluğu emreden ayetleri okuyup yalan söyleyen insanlar. İşte onlar, okudukları kitabın şahitliğinde mahkûm olurlar.
Kur’an’ın ahlakını hayatımıza yansıtıp “örnek Müslüman” oluyor muyuz? Bütün Müslümanların nefs muhasebesi yapıp “Kim daha adaletli? Kim daha merhametli, şefkatli? Kim daha dürüst? Kim Kur’an’ın emirlerini hayatına daha çok taşıyor?” sorularını sorup salih amelleriyle cevap vermelidir.
Allah katında değerli olan; kalbin istikameti ve amelin doğruluğudur.
Kur’an, hayatın dışına itilmiş bir kitap değildir. Kur’an-ı Kerim; ticaretten aileye, ahlaktan siyasete, bireyden topluma kadar hayatın her alanına yön verir.
Artık şu gerçeği açıkça söylemek gerekiyor: Kur’an okunup bırakılacak bir kitap değildir. Kur’an, hayatı inşa edecek bir kitaptır. Eğer Kur’an hayatımıza müdahale etmiyorsa, eğer alışkanlıklarımızı değiştirmiyorsa, eğer bizi daha adil, daha merhametli, daha........
