menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hayata sokulmayan din anlayışı

12 16
30.01.2026

Hayata sokulmayan din anlayışı

YAŞAR DEĞİRMENCİ

Camiinin dört duvarı arasına hapsedilen, hayat tarzımıza karıştırılmayan, belli gün ve gecelerde hatırlanan, Batı’nın kilise anlayışını yerleştiren din anlayışının İslâm ile alakası yoktur. Bu anlayış da bizi sekülerizme, laisizme götürür. İstenen de bu!

Bizler; müminler ve Müslümanlar olarak her hâl ve şartta dinimizi yaşamaya çalışan insanlarız. Bulunduğumuz çevreye uyan değil, bulunduğumuz her kesimi İslâm’a dâvet etmekle mükellefiz ve mesulüz/sorumluyuz. Genel değerlendirme yapalım.

Siyaset kavramı bugün, bazı metinlerde şöyle açıklanıyor:

“Birden fazla kişiyi etkileyen kararlar almak ve uygulamak siyasetin temelidir. Hükümet etme sanatı olarak da tanımlanır; kamu otoritesinin, genel kurallar çerçevesinde (özellikle kamu hukuku ve toplumsal değerler doğrultusunda) yönetimi sağlama sürecidir. Siyaset, yalnızca devletle ilgili değil, aynı zamanda toplumsal hayatın her alanında görülebilir.”

Kişinin Müslümanlığı, inanmak, bilmek ve yapmakla gerçekleşir. İslam’a iman eden, dini doğruca öğrenen Müslümanların fert, aile, cemiyet ve bütün insanlığa yönelik ilâhî emirlere uygun yaşaması (yapmak) farzdır. Bu farz, imkanlar çerçevesinde yerine getirilir, Allah Teâlâ kulunu, gücünün yetmediği bir şey ile yükümlü kılmaz, imkanlar daraldığında hikmete riayet edilerek genişletilir.

Laik sistemlerin ilkesi dini, devlet ve siyasetten ayırmaktır.

Vahiy ve din, İslam’ı diğer sosyal kurumlardan (ilim, siyaset ve ekonomiden)........

© Yeni Akit