Dünya-ahiret dengesi kuralım!
Dünya-ahiret dengesi kuralım!
Dünyevileşme, dünya ve içindeki nimetleri kutsamak sadece işlediği amellerin karşılığını bu dünyada almayı isteme ve ahireti uzak görme eğilimidir.
Bu eğilime sahip insan için hak ve adalet; para, güç ve iktidar demektir. Bu anlayışa göre en saygın insan, maddi olarak en güçlü, para ve serveti en çok olandır. Böyle olma yerine “Kur’an’ın ahlakını hayatımıza yansıtıp “örnek Müslüman” oluyor muyuz?
Bütün Müslümanların nefs muhasebesi yapıp “Kim daha adaletli? Kim daha merhametli, şefkatli? Kim daha dürüst? Kim Kur’an’ın emirlerini hayatına daha çok taşıyor?” sorularını sorup salih amelleriyle cevap vermelidir.
İnsanlık İslam’ın tevazu ve sadeliğinden uzaklaşıp batı kültürüne ram olalı, çok zaman oldu. İslam’dan uzaklaşıp batı kültürüne yöneldikçe de her gün insanlığa dair özelliklerini kaybetti ve kaybetmeye de devam etmektedir.
“İslam’ın yaşanmamasıyla, hayata sokulmamasıyla insanlık insanlığını kaybetti. İslam ümmetinin “Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emredersiniz, kötülükten alıkoyarsınız ve Allah’a inanırsınız.
Ehl-i kitap da inanmış olsalardı elbette onlar için hayırlı olurdu; içlerinden inananlar da var, fakat çoğu yoldan çıkmıştır.” (3 Âli İmran 110) Bu âyet, iyilik yolunda insanlığa önder ve örnek olmayı hak eden Müslümanların başlıca niteliklerini göstermektedir.
Buna göre onlar Allah’a iman ederler. Bunun gereği olarak peygambere, kitaba, âhiret gününde hesap vereceklerine ve diğer iman esaslarına inanırlar. İslâm’ın öğrettiği güzel ahlâka sahiptirler; iyiliği emreder, kötülüğü engellerler ve imanlarının gereğini yerine getirirler.
Onlar iyi amel sahibi olmaları, aşırılık ve sapkınlıktan uzak, dosdoğru, adaletli, ölçülü,........
