menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Batı kavramlarıyla kendi kavramlarımızı batırmayalım!

27 0
13.05.2026

Batı kavramlarıyla kendi kavramlarımızı batırmayalım!

Kavramlarımızla, mukaddes ölçülerimizle, kendi değer yargılarımızla oynamayın diye birçok yazı yazdım. Din-ilim-fıkıh-tevhid-zikir-hikmet-sünnet-şeriat gibi bizim asli unsurlarımızla oynandı. İlim-bilim, fıkıh-hukuk, şura-demokrasi, ahlak-etik ayrışması yerleştirildi.

Bizler kendi kavramlarımızdan habersiz, Batılıların yerleştirdiği kavram ve düşüncelerle yaşar hâle geldik/getirildik. 

Aslî kelimelerimiz, asilliğini kaybetti. Alıştırıla alıştırıla şeriat, sünnet, şura, fıkıh, ahlak, din başta olmak üzere bir sürü kelimelerimizin, kavramlarımızın derunîliği kaybettirildi. Kaybettirilen değerler ve kavramlarımızı kaybettiğimizin farkında olmayışımız üzüntümüzün bir başka yönü.

Prof. Yavuz Köktaş hocamızın bu hususları özetleyen önemli bir yazısını okuyunca yazdıklarımı kısaca ifade etme ihtiyacı doğdu. 

Kavramlar, bir medeniyetin yalnızca düşünme biçimini değil, aynı zamanda varlığı nasıl anlamlandırdığını da ortaya koyan en temel zihni yapılardır. Çünkü insan, dünyayı doğrudan değil; kavramlar aracılığıyla idrak eder.

İslâm medeniyetinin kavram dünyası iki temel düzlemde ele alınabilir. Birinci düzlem; bu medeniyetin kendi iç dinamikleri içerisinde kavramların nasıl teşekkül ettiği ve zamanla nasıl bir anlam dönüşümüne uğradığı meselesidir. “İlim”, “fıkıh”, “hikmet”, “zühd” gibi temel kavramların erken dönemlerdeki geniş muhtevası ile sonraki dönemlerde kazandığı daha teknik veya daraltılmış anlamlar arasındaki fark, bu iç dönüşümün en belirgin örneklerini oluşturur. Bu süreç, yalnızca bir anlam kayması değil, aynı zamanda düşünce tarzının kurumsallaşması ve disiplinleşmesiyle de yakından ilişkilidir.

İkinci düzlem ise İslâmî kavramların, modern dönemde Batı düşüncesiyle karşılaşması neticesinde uğradığı yeniden yorumlanma sürecidir.

İlim; başta, Allah’ı, ahireti ve kurtuluşa götüren bilgiyi kapsarken sonra, sadece fetva ve cedel (tartışma) bilgisine indirgenmiştir. Fıkıh; başta, “ahirete dair derin kavrayış, kalp idraki” anlamındaydı........

© Yeni Akit