menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kendimizden nefret etmek hastalık mı?

13 0
22.01.2026

Kendimizden nefret etmek hastalık mı?

NUSRET REŞBER

Ne söyleyeceğimi hemen belirteyim. Yüce Allah Kitabımız Kur’an’ın birçok yerinde “Allah bilir, siz bilmezsiniz” buyurur. Ve her şeyin hakikatini, iç yüzünü bizden daha iyi bilen Allah, bizim için neyin doğru neyin yanlış olduğunu da muhakkak bilir ve bize haber verir. Misal:

“Sizin velîniz ancak Allah’tır, peygamberidir, bir de Allah’ın emrine boyun eğerek namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren müminlerdir.” (Mâide 55)

Veli, en yalın anlamıyla “her türlü durumundan ve davranışlarından sorumlu olan kimse” demektir.

Kur’an’daki manasıyla da “yardım eden, yardım görülen, koruyan, işlerini gören, ONLARIN YAKINI VE DOSTU” demektir.

Allah’ın dünya ve ahirette muhatap aldığı, alacağı kimseler kendine iman edenlerdir. Bu bağlamda bizim de konu edindiğimiz Allah’a iman edenler, İslam kimliğinin bilincinde olanlar, bu iddiasında duranlar elbet. Gerisi konumuz itibariyle bizi ilgilendirmiyor. “Ben Allah’a, peygambere ve onlardan geldiği iddia edilen değerlere inanmıyor, kabul etmiyorum” diyene bir şey anlatma durumunda değiliz.

Değerlerimizi ve doğruyu anlatmak gerekirse anlatırız o ayrı ama bu şekilde inkârda ısrar ettiğinde “sizin dininiz size, benim (bizim dinimiz) bana” der uzaklaşırız.

Allah’ın bize olan hitabının mefhumuna dönecek olursak. Bizim dostumuz, yardımcımız, her şeyi çekinmeden emanet edeceğimiz, emanetini kabul edeceğimiz tek sırdaşımız ve sahibimiz yalnızca “Allah’tır, O’nun peygamberidir, Onun emrine tereddütsüz boyun eğen; namazı itina ile kılan ve zekâtlarını hakkıyla veren Müminlerdir”.

Allah insanları bir arada, toplum olarak yaşamaya elverişli kılmış. Bu nedenle inancıma ters düşmeyecek, mani olmayacak her........

© Yeni Akit