Deprem bölgesinde konut tokluğu
Deprem bölgesinde konut tokluğu
Geçen hafta memleketim Adıyaman’daydım. Bu yıl yağış çok olduğundan meyve sebze vs. birçok yerli ürün bir ay gecikmeli yetişmiş. Temmuzun sonunda çıkan üzüm ve incirler ağustosun 15’inde anca ulaşılabilir olmuş. Küçük kızımın sabah erkenden hasretle, hadi baba incir toplamaya gidelim, demesiyle çıktığımız bağda incirler daha yemyeşildi. Bir iki hafta sonraysa her taraf yerli ürünle doldu taştı.
Bu yıl ürünlerin geç çıkmasının yanı sıra bereketli bir sene denebilir.
Her şey bollaşmış… Pazarlar cıvıl cıvıl...
Hayat ise çoktandır deprem öncesine dönmüş vaziyette.
Arabalar, evler katlanmış. Anlayacağınız yok yok deprem bölgesinde.
En azından 11 depremzede ilden biri olan Adıyaman’da bunu gördüm. Oradan Urfa’ya geçtik orası da öyle cıvıl cıvıl…
Deprem öncesiyle bugünün bir tek farkı; vicdanlar körelmiş… İnanç zayıflamış…
Onca bolluğa rağmen her şey ateş pahası.
Normal alışveriş belki başka illerden geliyordur çok pahalı olmasını biraz anlarım ama yerli ürünlerin bile 1300 km mesafedeki İstanbul’la yarışır olması hiç normal değil.
15 gün kadar kaldım, birçok ürün çıktığı halde pazarlarda, hal’de fahiş fiyatlar hakim.
Diğer tarafta iş beğenmezlikten, tembellikten iş yaptırmak da yine ateş pahası. Boş bir evin yüzeysel temizliği için 10-15 bin konuşuluyor.
Memleketimden her zaman övünçle bahsederim, isterdim ki yine övgüyle bahsedeyim ama halihazırdaki vaziyet bu.
Tamam, Anadoluluk ruhu var, hâlen kaybolmamış ama eskisi kadar değil maalesef.
ÇADIRDAN LÜKS APARTMAN........
