Allah yeter
Bizim öyle bir Allah’ımız var ki, Bakidir. Bizdeki aşk-ı beka, O’na olan muhabbetimizin bir tezahürü, bir açığa çıkmasıdır. Bu muhabbet irtibatıyla O’nun bekası bize kendi bekamızdan daha sevimli daha teselli vericidir.
Yokluk denen ebedi hicrandan kurtuluşumuz bu sayededir. Varlıklarıyla ve var olarak kalacaklarını bilmekle teselli bulduğumuz bütün yakınlarımızın, bütün dostlarımızın, bütün sevdiklerimizin yokluk denen ebedi hicrandan kurtulması da bizim için ayrı bir sürür, ayrı bir saadet kaynağıdır. Ne ki bu neticenin de gerçekleşme sebebi yine Allah’ımızın bekasıyla irtibatlıdır.
O her şeyin yaratıcısı, her şeyin sahibi, her şeyin malikidir. Bizim O’na olan bu imanımız bizi O’nun bütün mülküyle irtibatlı hale getirir. Biz bu iman sayesinde O’nun bütün mülküyle bir dayanışmaya, bir yardımlaşmaya gireriz. O’nun sonsuz mülkü ve saltanatı, istifade cihetiyle sanki bizim mülkümüz ve saltanatımız olur. Böylece “iman insanı insan eder, belki insanı sultan eder” hakikati bizde de zahir olur. Bu imandan mahrum hiçbir geçici ve sınırlı saltanatın sahibi bizim baki ve her şeyi kuşatıcı saltanatımızla boy ölçüşemez.
Bütün mevcudat O’nun mülkü olması cihetiyle, biz de O’nun hem mülkü hem de memluküyüz. Bu intisap sayesinde bütün mevcudatın vücudu bizim için de ikinci bir vücut olur. “Sen kendini küçük bir cisim sanırsın halbuki bütün alemler sende dürülüdür” hakikati bizde de zahir olur. Ve böylece varlığa ve var olmaya ait fıtri aşkımız teskin edilir.
Biz O’na olan........
