İstiğfar, tefekkür, zikir, şükür (3)
İstiğfar, tefekkür, zikir, şükür (3)
Zikir! Hangi zikir? İşte bu soru mümin ile “müzebzebîn” arasında mihenk taşıdır. Biliyorsunuz mihenk taşı, altının ayarını belirler. Onu da sarraf anlar.
Zikir ibadetinin ayarını netleştiren miheng taşı değildir. Zikrin ayarını gösteren ve tanıtan ancak Kur’an’dır. Bundan önceki yazımızda zikrin, “ayakta, oturarak ve yan üzere yatarak” yapılması hakkındaki ayet mealini vermiştik. Zikrin uygulanışını anlatmıştık. Hangi hallerde zikir yapılacağını dile getirmiştik. Şimdi ayete bakalım;
Sen sabah ve akşamları içinden yalvararak ve korkarak Rabbini zikret. Sakın gâfillerden olma. (Araf:7/205) Ayeti kerimede zikrin ne zaman ve hangi ruhaniyetle yapılacağı anlatılmaktadır. Zikrin ruhaniyeti hakkında Müzzemmil suresi ilk sekiz ayetini, kalp süzgecinden geçirerek halis kul şuuru ile özümleyerek okuyalım;
Ey örtüsüne bürünmüş Nebi! Birazı hariç, gece ibadet için kalk! Tam gece veya yarısı, biraz erken, biraz geç kalk. Kur’an’ı tertîl ile oku! Sana sorumluluğu ağır bir söz Kur’an’ı yükleyeceğiz. Gerçekten gecenin ibadeti daha oturaklıdır. Dua sözü daha etkilidir. Gündüzleri senin için uzun bir meşguliyet vardır. Rabbinin ismini zikret. Zikir ibadeti yaparak bütün benliğinle O’na yönel! ........
