Bir çok bilmişe cevap
Bir çok bilmişe cevap
Bir çok bilmiş var..
İddia ediyor ki “Kur’an bir Kureyş düşü” imiş…
Peygamberimiz Kureyşli ve Kur’an’ı güya kendi uydurdu. Sade Kureyşli oluşuna küçük bir surede atıfta bulundu: Kureyş Suresi… Öyle mi?
Bu kişinin iddialarına naklen cevaba gerek yok. Çünkü ortada ciddiye alınacak bir nakil de yok. Sadece aklen cevap vermek yeterlidir.
Hemen şunu belirteyim ki bazı, bize verilen nimetler yerince kullanamayınca tehlikelidir. Mesela doktor çok tesirli ilaç verir. İlaç çok tesirlidir ama dozunda kullanmak gerekir. Bir anda şifa bulmak ümidiyle hepsini içen zehirlenir. İlaç şifa olmaktan çıkıp zehire dönüşür.
Bir insan aklına da çok güvenmemelidir. Arabanın son model olması ve çok hızlı gitmesi marifet değildir. Marifet uçuruma doğru gitmemesidir. Kur’an böyle olanlar için “Vela yezidüz zalimine illa hasera:… Bu Kur’an zalimlerin (aklını putlaştıranların, malını putlaştıranların, bilgisini putlaştıranların, makamını putlaştıranların…v.s.) zararını artırır/ İsra 82” der.
*Şöyle tüm Arapça metinlerini önümüze koyalım. Şiir, nesir, masal, hikaye, deneme… Kur’an’ın akıcılığına benzer bir Arapça metin bulunabilir mi?
Kur’an’ın okunuşu onun için lezizdir ve sonları hep kafiyelidir. Bu, sureden sureye değişir. Burada iki misali takdirlerinize sunmak isterim: Ala Suresi: “Ala, fesevva, feheda, ehva, yahfa… “(Ala Suresi)
“E’amalehüm, Balehüm, Emsalehüm, arrafeha lehüm. egdameküm, Mevla lehüm…” (Muhammed Suresi)
Burada görüldüğü ve okuyanların okuyuşundan zevk........
