menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TERÖRSÜZ TÜRKİYE: TAVİZ DEĞİL, DEVLET AKLI VE HUKUK

5 0
previous day

TERÖRSÜZ TÜRKİYE: TAVİZ DEĞİL, DEVLET AKLI VE HUKUKHÜSEYİN DEMİR 

Türkiye’nin önünde tarihi bir eşik var. On yıllardır ülkenin güvenliğini, ekonomisini, toplumsal huzurunu ve siyasal enerjisini tüketen terör meselesi, bugün ilk defa yalnızca güvenlik politikalarıyla değil, devlet, Meclis ve hukuk ekseninde yeni bir safhaya taşınıyor.

Bu noktada yapılması gereken, sosyal medyanın gürültüsüne, siyasi sloganlara veya komplo senaryolarına teslim olmak değil; ortaya konulan resmî metinlere bakmaktır.

Çünkü devlet politikası söylentilerle değil, hukukî belgelerle okunur.

Bugün TBMM bünyesinde yürütülen çalışmaların merkezinde “Türkiye’yi bölmek”, “federasyon kurmak” veya “terör örgütüne siyasî statü vermek” gibi iddialardan ziyade; terörün Türkiye’nin gündeminden çıkarılması, toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi, millî birlik ve kardeşliğin pekiştirilmesi, demokrasi ve hukuk devletinin güçlendirilmesi hedefleri bulunuyor.

Daha önemlisi, TBMM’nin 18 Şubat 2026 tarihli Komisyon raporunda örgütün bütün unsurlarıyla silah bırakması ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesi, sürecin “kritik eşiği” olarak açıkça ortaya konulmuştur.

Bu cümle, meselenin özüdür.

Çünkü “örgüt silah bıraktığını açıkladı” demek başka; silahların gerçekten bırakıldığının, örgütsel yapının tasfiye edildiğinin ve silahlı tehdidin sona erdiğinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından doğrulanması başka şeydir.

Devlet aklı tam da burada başlar.

Önce terör bitecek, sonra hukukî normalleşme gelecek

Türkiye’nin önündeki süreç bir “al-ver pazarlığı” şeklinde değil, belirli şartların yerine getirilmesine bağlı bir geçiş süreci olarak okunmalıdır.

TBMM Komisyonu’nun çalışma usulünde de amaç açık biçimde belirtilmiştir: Terörü Türkiye’nin gündeminden tamamen çıkarmak; toplumsal bütünleşmeyi, millî birlik ve kardeşliği güçlendirmek; özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti alanlarında çalışmalar yapmak. Komisyonun görevi ise ihtiyaç duyulan kanunî düzenlemeleri tespit ederek bunlara ilişkin çalışmalar yürütmektir.

Dolayısıyla burada birbirinden ayrılması gereken iki alan vardır:

Terör örgütünün tasfiyesi başka, vatandaşların demokratik ve hukukî hakları başka.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin hukuk önündeki eşitliği, demokratik hakları ve meşru siyasete katılımı elbette korunmalıdır. Fakat hiçbir demokratik hak, silahlı örgütlerin siyasetin üzerinde vesayet kurmasının gerekçesi olamaz.

Demokrasi, silahın gölgesinde kurulamaz.

Siyaset, silahlı örgütün uzantısı olmaktan kurtulduğu ölçüde gerçek anlamına kavuşur.

Bahçeli’nin hamlesi: Terörü siyasetin dışına çıkarmak

Devlet Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye” yaklaşımının anlaşılması gereken temel noktası da budur.

Bahçeli, Terörsüz........

© Yeni Akit